15 Kasım 2017 Çarşamba

AİHM: Gösteriye katılmanın terör örgütü üyeliği ile cezalandırılması hak ihlalidir - Işıkırık v. Türkiye kararı



İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin İkinci Dairesi, 

Başvurucu Murat Işıkırık’ın başvurusunda Yasanın öngörülemez bir şekilde uygulanmasına bağlı olarak gösterilere katılımı dolayısıyla başvurucuya yasadışı örgüte üyelikten hapis cezası verilmesi nedeniyle toplanma özgürlüğü hakkının ihlal edildiğine hükmetti


Karar Tarihi     : 14.11.2017
Başvuru No.     : 41226/09

İngilizce kaleme alınan kararın tam metni için bkz.: http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-178506

 Olgular

Başvurucu, 1984 doğumlu bir Türk vatandaşı olan, Murat Işıkırık’tır ve Mardin’de (Türkiye) yaşamaktadır.
O tarihte Dicle Üniversitesi’nde öğrenci olan Işıkırık, iki olayla ilgili olarak 7 March 2007 tarihinde gözaltına alınmış ve Diyarbakır Terörle Mücadele Şubesinde sorgulanmıştır: 1. Diyarbakır’da güvenlik güçleri tarafından öldürülmüş 4 PKK üyesinin cenazesine katılmak. Polis tutanağına göre, yaklaşık 1.000 kişilik bir grubun katıldığı yasadışı gösteri, göstericilerin polise taş atması ve binaların zarar görmesiyle sonuçlanmıştır; 2. Dicle Üniversitesi kampüsünde 5 Mart 2007 tarihinde yaklaşık 40 kişinin katıldığı bir gösteride dağılmaları istenmiş, göstericiler basın açıklaması yapıp PKK ve lideri Abdullah Öcalan lehine sloganlar atmışlardır.

Işıkırık önce bu iki olaya katıldığını reddetmiştir. Kendisinin gösteriler sırasında çekilmiş fotoğrafları gösterildikten sonra, öldürülen eylemcilerden birinin yakını olan bir arkadaşıyla cenaze törenine dini görevini yerine getirmek için gittiğini, ancak polise saldırmadığını beyan etmiştir. Üniversite kampüsündeki 5 Mart 2007 tarihli gösteride bulunduğunu ancak herhangi bir slogan atmadığını ileri sürmüştür. Sorgulandığı gün tutuklanmış ve Mayıs 2007 tarihinde hakkında terör örgütü üyeliği ve PKK’yı destekleyen propaganda yapmak suçlamasıyla hakkında dava açılmıştır.
Işıkırık, Kasım 2007 tarihinde her iki suçlamayla ilgili olarak sırasıyla altı yıl üç ay ve bir yıl sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıştır. PKK terör örgütüne üyelikten mahkumiyeti “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır” şeklinde bağlantılandırılan (silahlı terör örgütüne üyeliğe ilişkin) TCK’nın 314/2. maddeye dayandırılmıştır.
Işıkırık’ın PKK terör örgütü propagandasına ilişkin mahkumiyeti ise daha sonra usulden bozulmuş ve bu suça ilişkin yargılamada Aralık 2012 tarihinde cezasına üç yıl erteleme getirilerek sonuçlandırılmıştır. Başvurucu cezaevinden cezasının dört yıl sekiz ayını yattıktan sonra Kasım 2011 tarihinde salıverilmiştir.
Başvurucu, aynı zamanda, okulunu kendisine tanınız azami sürede bitiremediği gerekçesiyle üniversiteden atılmıştır.

Şikayetler

Başvurucu, Sözleşme’nin (ifade özgürlüğü) 10. madde ile (toplanma özgürlüğü) 11. maddeye dayanarak, mahkûm edilmesi ve hapis cezasının orantısız olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, tutukluluk ve yargılamasının makul olmayacak şekilde uzun olması nedeniyle (kişi özgürlüğü ve güvenliği/makul sürede yargılanma ya da salıverilme hakkı) 5/3. maddesi ile (makul sürede yargılanma hakkı) 6/1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Son olarak, başvurucu Kürt kökenli olması nedeniyle yargılandığı ve mahkûm olduğunu ileri sürerek (ayrımcılık yasağı) 14. maddenin de ihlal edildiği iddiasında bulunmuştur.

Mahkeme’nin karar gerekçesi

Madde 11

Mahkeme, önce başvurucunun cenaze töreni ve gösteriye katılması nedeniyle mahkumiyetinden şikâyeti hakkında Sözleşme’nin 10. maddesi ışığında 11. maddesi uyarına inceleme yapmanın uygun olacağına karar vermiştir.
Mahkeme, Işıkırık’ın cenaze ve gösteriye katılması nedeniyle yasadışı örgüte üyelikten mahkumiyetinin toplanma özgürlüğü hakkına bir müdahale oluşturduğu kanısındadır.
Bu müdahalenin Sözleşme’nin 11. maddesinin ihlalini oluşturup oluşturmadığı meselesine gelince, Mahkeme, Işıkırık’ın mahkumiyetine temel oluşturan yasa hükümlerinin Mahkeme’nin içtihatları anlamında yeterince öngörülebilir olup olmadığının incelenmesine odaklanmıştır.
Mahkeme, burada başvurucunun yerel mahkemedeki ceza davasına uygulanan Türk Ceza Kanunun 220 § 6 . fıkrasının, kendisinin toplanma özgürlüğü hakkına keyfi müdahaleye karşı yasal bir koruma sağlamadığı için öngörülebilir olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Mahkeme bu sonuca varırken, özellikle Işıkırık’ın yasadışı örgüt üyeliğinden mahkumiyetinin katıldığı iki gösterinin sadece, ilk derece mahkemesine göre, PKK’nın talimatlarıyla gerçekleşmesi ve kendisinin olaylar sırasındaki parmaklarını V şeklide zafer işareti yapmasına ve kendisine gösterilen fotoğraflarda da görüldüğü üzere gösteriler sırasında alkışlaması gibi eylemlerine dayandığını gözlemlemiştir. Mahkeme bu nedenle, başvurucunun TCK’nın 220/6. maddesiyle bağlantılı olarak 314/2. maddesinden mahkumiyetine uygulanan ölçütlerin aşırı bir şekilde kendisi zararına yorumlanmış olduğunu tespit etmiştir.
Işıkırık’ın durumu yaygın gösteri eylemlerinin 220/6. madde uyarınca hapis cezası biçiminde ağır ceza yaptırımının uygulanması için temel oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bu hükmün lafzı, ulusal mahkemelerin aşırı yorumuyla birleşerek, yetkililer tarafından gerçekleştirilen keyfi müdahalelere karşı yeterli konuma sağlamamıştır. Başvurucunun Sözleşme’nin 11. maddesi kapsamına giren eylemleri nedeniyle mahkumiyeti –barışçıl bir gösterici olarak– başvurucu Işıkırık ile PKK yapısı içinde suç işleyen bir kimse arasında bir farklılık gözetmemektedir.
Mahkeme, Işıkırık gibi, silahlı yasadışı örgüt üyeliği suçlaması ile karşı karşıya kalan göstericilerin çarpıcı bir şekilde ağır ve eylemleriyle orantısız bir yaptırım olan beş ila 10 yıl arası hapis cezasına çarptırılma tehlikesi bulunduğunu not etmiştir. Başvurucunun durumunda olduğu gibi, TCK 220/6’nın uygulanması kaçınılmaz olarak ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü haklarından yararlanmak konusunda güçlü bir caydırıcı etkiye sahiptir.
Bu nedenle, TCK’nın 220/6. fıkrasının uygulanmasının sonucu olarak başvurucu Işıkırık’ın haklarına müdahale, 11. madde anlamında bir yasa tarafından gerçekleştirilmemiştir. Dolayısıyla Sözleşme’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.

Diğer maddeler

Mahkeme, Işıkırık’ın kalan şikayetlerini kabuledilemez bulmuştur. Mahkeme, 5/3. madde’nin altı aylık başvuru süresinin aşıldığını ve 6/1. madde uyarınca şikayeti bakımından da iç hukuk yollarının tüketilmediğini tespit etmiş; 14. madde uyarınca yaptığı şikayetin ise temelsiz olduğunu tespit etmiştir.

Adil Tazmin (Madde 41)

Mahkeme, Türkiye’nin Işıkırık’a  manevi tazminat olarak 7,500 Avro ve masraf ve avukat ücretiyle birlikte toplam 8.500 Avro ödemesine karar vermiştir.

Muhalefet şerhleri

Yargıçlar Lemmens ve Griţco’nun farklı gerekçelerle aynı sonuca ulaştıklarına ilişkin muhalefet şerhleri karara eklidir.


Hiç yorum yok: