15 Mart 2014 Cumartesi

AİHM: Zamanaşımı hükümlerinin katı bir şekilde uygulanması mahkemeye erişim hakkını ihlal eder


AİHM: Howald Moor ve Diğerleri v. İsviçre davasında asbest nedeniyle hastalanan kişilerin zamanaşımına ilişkin kurallar yüzünden haklarını ileri sürememesinin adil yargılanma hakkı ihlali olduğuna karar verdi.

Geçtiğimiz Salı günü (11.03.2014) İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi,  Howald Moor ve Diğerleri v. İsviçre (Başvuru No.. 52067/10 ve 41072/11) davasında İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (mahkemeye ulaşma hakkını düzenleyen) 6. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.

Dava Mayıs 2004 tarihinde, 1960–1970 yılları arasında çalıştığı sırada asbeste maruz kalması nedeniyle malignant pleural mesothelioma (hayli saldırgan bir habis tümör) teşhis edilmiş bir işçiyle ilgilidir. Kendisi 2005 yılında ölmüştür. İsviçre mahkemeleri karısı ve iki çocuğunun Bay Moor’un işvereni ve İsviçre makamlarına karşı zararlarının karşılanması için açtıkları dava, zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.

Mahkeme, süre kısıtlamalarına ilişkin kuralların, asbestle ilişkili olan hastalıklar gibi, maruz kalındıktan uzun yıllar geçtikten sonra bile teşhis edilemeyen hastalıklardan muzdarip olan kişilerin haklarını ihlal edildiğine hükmetmiştir. Yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca, asbest mağdurlarının talepleri değişmez bir şekilde süre barajına takılmaktaydı. Mahkeme, bir kimsenin belirli bir hastalığı olduğunu bilemeyeceğinin bilimsel olarak kanıtlandığı durumlarda bu hususun süre hesabında dikkate alınması gerektiğine hükmetmiştir.

Davaya ilişkin temel olgular

İlk başvurucu, Renate Anita Howald Moor, 1949 doğumlu İsviçre vatandaşıdır ve  Untersiggenthal’de (İsviçre) yaşamaktadır. Kendisi Hans Moor’un ikinci karısıdır. İkinci ve üçüncü başvurucular, Hans Moor’un ilk evliliğinden olan çocukları Caroline Moor ve Monika Moor’dur. Kendileri sırasıyla 1973 ve 1976 doğumludurler ve Zürih’de yaşamaktadırlar.

Hans Moor 1946 doğumludur ve bütün mesleki kariyerini bir makine fabrikasında çalışarak geçirmiştir. Kendisi 1965’den en azından 1978 tarihine kadar farklı faaliyetleri nedeniyle asbest tozuna maruz kalmıştır. 1975 ve 1976 tarihleri arasında asbest püskürtme uygulaması yasaklanmıştır. 1989 tarihinden beri de İsviçre’de asbest kullanımına dair genel bir yasak bulunmaktadır.

Akciğere yerleşmiş asbest tozunun görüntüsü
Hans Moor’a Mayıs 2004 tarihinde asbeste maruz kalmasıyla bağlantılı olarak malignant pleural mesothelioma teşhisi konulmuştur. Bu iş hastalığı, Federal Yasa uyarınca mesleki kaza olarak adlandırılmaktadır. İsviçre ulusal kaza sigortaları fonu (“CNA”) ölümüne kadar Bay Moor’a yıllık bir ödenek parası ile malüllük yardımı ödemesinde bulunmuştur.

Hans Moor, 25 Ekim 2005 tarihinde, işvereni tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmini için mahkemeye başvurmuştur. Bay Moor işyerinde hastalık kaptığını ve işvereninin düzenli olarak çalışanlarının asbeste maruz kalmaktan korumak için gerekli tedbirleri alma sorumluluğunu yerine getirmekte ihmali olduğunu ileri sürmüştür. Hans Moor Kasım 2005 tarihinde 58 yaşındayken hastalıktan ölmüştür. Aralık 2005 tarihinden sonra CNA Bayan Howald Moor’a dul ve malüllük aylığı bağlamış ayrıca kocasının işvereni tarafından yönetilen bir tazminat sandığından kendisine ödemeler yapılmıştır.

Bayan Howald Moor, 14 Kasım 2005 tarihinde CNA’ya manevi zararlarının karşılanması talebinde bulunmuştur. Başvurucu, sigorta fonu ve kocasının işvereninin kocasının ölümünden müştereken sorumlu olduğunu ve CNA’nın mesleki sağlık ve güvenliğe ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Ekim 2006 tarihinde Hans Moor’un iki kızı yargılamalara müdahil olmuşlar ve başka iddialarda da bulunmuşlardır.

CNA tazminat taleplerini Hans Moor’un ölümünden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle reddetmiştir. CNA Federal Sorumluluk Kanunun zararın meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık talep süresi öngördüğünü dolayısıyla en son zararın meydana geldiğinin söylenebileceği 1978 tarihinden bu yana bu sürenin geçirilmiş olduğunu belirtmiştir. Sürenin dolmadığı taleplerine gelince, CNA, 1995’den sonraki herhangi bir tarihte asbeste maruz kalmış olduğuna dair kanıt bulunmadığı tespitinde bulunmuştur. Başvurucular, bu karara itiraz etmişlerdir. Yetkili mahkemeler Nisan 2009 tarihinde 1995 öncesine ilişkin iddialara ilişkin olarak sürenin geçmiş olduğuna ilişkin tespitleri onamış ve daha sonra asbeste maruz kaldığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını söylemiştir. Bayan Howald Moor bu kararı Federal Mahkeme’de temyiz etmiştir. Federal Mahkeme, 29 Ocak 2010 tarihli kararında Bayan Howald Moor’un taleplerinin zararın meydana gelmesinden itibaren 10 yıllık mutlak zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle yerel mahkeme kararı onamıştır. Federal Mahkeme, sorumluluk talepleri söz konusu olduğunda, sürenin, ne zaman görünür hale geldiğinden bağımsız olarak zararın meydana geldiği tarihte başladığına hükmetmiştir. Federal Mahkeme bu tespitini hukuki kesinlik ve “hukuki barış” ihtiyacı ile gerekçelendirmiştir.

Mirasçıları sıfatıyla Caroline Moor ve Monika Moor 6 Mayıs 2006 tarihinde babalarının işverenine karşı açmış olduğu davayı takip etmek istediklerini bildirmişlerdir. Yerel mahkeme, Şubat 2009 tarihinde taleplerini 1995 tarihinden önceki olayların süre sınırını aştıkları gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular Kanton Mahkemesinde itirazda bulunmuşlar, ancak bu itirazları on yıllık zamanaşımı süresinin açıkça zararın meydan geldiği tarihten başlatılmış olması gerektiği bu sürenin kaçırılmış olması nedeniyle reddedilmiş, ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır. Caroline Moor ve Monika Moor daha sonra iddialarının süre geçirildikten sonra ileri sürüldüğüne karar verecek olan Federal Mahkemeye başvurmuşlardır. Bununla birlikte Federal Mahkeme, belirli bazı hastalıkların söz konusu olduğu durumlarda zararının sadece kendisini ortaya koyduktan sonra görünür hale geldiğini, süre sınırı aşılmadan önce kesinlikle öngörülemeyeceğini kabul etmiştir. Federal Mahkeme, mevzuatın asbestle ilgili zararlar hakkında herhangi bir özel kural öngörmediğini; bu nedenle itirazı temelsiz bulduğunu belirtmiştir.

Başvurucunun şikayetleri

Başvurucu, mahkemeye erişim hakkını düzenleyen 6 § 1. madde ile ayrımcılık yasağı getiren 14. madde ile birlikte 6 § 1 maddesine dayanarak asıl olarak bir mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.

Mahkemenin kararı

Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi

Mahkeme, öncelikle ilgili uyuşmazlığın karmaşık bir konu olduğu, bu nedenle çıkış noktasının İsviçre mevzuatı uyarınca asbestle ilişkili hastalıklardan muzdarip bireyler tarafından açılan davalara ilişkin on yıllık süre kısıtlaması olduğunu belirtmiştir. Gecikme döneminin bu hastalıklar için birkaç on yıl alabildiğini dikkate alarak, Mahkeme, ilgili kişi asbest tozuna maruz kalmış olduğu tarihten başlatıldığı on yıllık dönemin her halükarda kaçırılmış olacağını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, zararlara ilişkin herhangi bir talep mağdurlar objektif olarak bile haklarının farkına varmadan önce süre aşılmış olacağından daha baştan başarısız olacaktır.

Mahkeme ayrıca İsviçre’de sürelere ilişkin yasada değişiklik öngören bir yasanın gündeme geldiğini gözlemlemiştir. Bununla birlikte bu soruna hakkaniyetli bir çözüm sağlamamıştır; sacede “lütuf dönemi” adı altında bir geçici temel oluşturmuştur. Mahkeme süre sınırı yasal kuralının hukuki kesinlik adına meşru bir amaç izlediğine ikna olmakla birlikte, tetikleyici olaylardan yıllar sonrasına kadar teşhis edilemeyen hastalıklardan muzdarip kişilere süre kuralının sistematik uygulamasının bu kişilerin haklarını mahkemeler önüne götürme şanslarından mahrum bıraktığını kabul etmektedir. Mahkeme, mağdurların belirli bir hastalıktan muzdarip olduğunu bilemeyeceğinin bilimsel olarak kanıtlandığı durumlarda,  bu olgu zamanaşımı süresinin hesabında dikkate alınmalıdır.  İstisnai koşullar altında, mevcut davada Mahkeme mevcut başvuru süresinin Sözleşme'nin 6§1. maddesinin ihlal etmesi anlamında başvurucunun bir mahkemeye erişim hakkını kısıtladığına karar vermiştir.


Adil Tazmin (41. madde)

Mahkeme, İsviçre’nin başvuruculara müştereken 12.180 Avro manevi tazminat ödenmesine; ücret ve giderler bakımından ise Bayan Howald Moor’a 5.000 Avro ile  Caroline Moor ve Monika Moor’a müştereken 4.000 Avro ödenmesine karar vermiştir.
Sonkarar sadece Fransızca olarak kaleme alınmıştır.


Hiç yorum yok: