12 Şubat 2013 Salı

Telif hakları v. İfade Özgürlüğü: Ashby Donald ve Diğerleri v. Fransa


  • İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Ashby Donald ve Diğerleri v. Fransa davasında [10 Ocak 2013–(36769/08)], geçtiğimiz ay fikri mülkiyet hakkını ilgilendiren önemli bir karar verdi.
  • Mahkeme, bu sonkararıyla telif hakları hukuku temelinde illegal şekilde dağıtıma ya da telifle korunan bir belgenin kamusal iletişime konu olmasına dayanan bir mahkumiyete ilişkin bir şikayet hakkında tarihinde ilk defa davanın esasına girerek, meselenin Sözleşme'nin 10. maddesince korunan ifade özgürlüğüne bir müdahale oluşturabileceğine açıklık getirmiştir.
  • Mahkeme’ye göre böyle bir müdahale, Sözleşme'nin 10. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen üç koşula uygun olmalıdır. Telif hakları yasası kapsamında bir kişi ya da örgütün ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir ceza mahkûmiyeti ya da başka herhangi bir yargısal kararın, yasa ile öngörülmüş olması ve meşru bir amaç izlemesinden ayrı olarak demokratik bir toplumda gerekli olduğu için uygun şekilde gerekçelendirilmesinin zorunlu olduğu anlamına gelmektedir.
  • Başka bir ifadeyle, telif hakları yasasının ihlalinden bahisle bir kimsenin sanatsal ya da gazeteciliğe dair ifade özgürlüğünü kısıtlayan bir yaptırım ya da başka herhangi bir yargısal kararın haklılığı için salt telif haklarına ilişkin bir yasal düzenlemenin ihlalinin tespiti, bu karardan sonra artık yeterli olmayacaktır.


10 Ocak 2013 tarihli Ashby Donald ve Diğerleri v. Fransa sonkararında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, açıkça telif haklarının Sözleşme'nin 10. maddesine uygulanması ile ilgili gerekçesine dışsal bir insan hakları perspektifi eklemiş; böylelikle ifade özgürlüğü ile başkalarının bilgi edinme hakları arasında bir çatışmanın bulunduğu telif hakları davalarına Sözleşme'nin 10. maddesinin uygulanabilir olduğuna hükmetmiştir. Yine de bunun gibi belirli davalarda ulusal makamlara tanınan takdir marjının önemi dolayısıyla 10. maddenin etkisi oldukça mütevazi ve asgari düzeyde kalmaktadır. Karara ilişkin ayrıntıları aşağıda bulabilirsiniz. 

Bir sonraki yazımda Mahkeme'nin son dönemdeki içtihatlarının ışığında bu kararın ne anlama geldiği üzerine düşüncelerimi sizlerle paylaşmayı umuyorum.

İnternet’de yayınlanan resimler ve Telif hakkı ihlali


Ashby Donald ve Diğerleri  davasında biri Amerikalı, biri Brezilyalı ve diğeri Fransız olan başvurucular, sırasıyla New York, Paris ve Le  Perreux-sur-Marne’de yaşamaktaydılar. Üçü de moda fotoğrafçısı olan başvurucuların başvurusu Bay Donald ve Moraes’in işlettiği bir moda şirketi olan Viewfinder adlı bir internet sitesinde yayınlanan resimlerin Fransa fikri mülkiyet yasalarını ihlal ettikleri suçlamasıyla mahkum edilmelerine ilişkin şikayetlerine dayanmaktadır.

2003 yılında gerçekleşen Paris’deki moda defileleri sırasında Bay Claisse tarafından çekilen fotoğraflar, moda evlerinin izni olmaksızın yayınlanmıştır. Bunun üzerine Paris İstinaf Mahkemesi tarafından üç moda fotoğrafçısının 3.000 ile 8.000 Avro arasında değişen para cezaları ödenmesi ve toplamda 255.000 Avro tutan Fransız Elbise Tasarımı Federasyonu ile beş moda evinin zararların tazminine karar vermiştir. 

Fransız Yargıtay’ı 5 Şubat 2008 tarihinde verdiği kararda başvurucuların Sözleşme’nin 10. maddesi ile Fransız Fikri Mülkiyet Yasasının 122/9. maddesine dayanan temyiz itirazlarını reddederek kararı onamıştır. Temyiz Mahkemesi, İstinaf Mahkemesinin kararının yeterli hukuki gerekçelere dayandığı görüşündedir. Böylece, başvurucular özellikle haber ve bilgi verme amaçlı işlerin çoğaltılması, sunulması ya da kamuoyuna açıklanmasına izin veren Fransız Fikri Mülkiyet Yasasının bir istisna hükmünden yararlanamamıştır.

Başvurucular bu karar üzerine Sözleşme’nin 10. maddesinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği şikâyetiyle İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuşlardır. Mahkeme, kabuledilebilirliğe karar verirken başvurunun açıkça temelsiz olmadığına hükmetmiştir (§ 25). Ancak davanın esası bakımından başvurunun Sözleşme'nin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmediği sonucuna varmıştır. Mahkeme bu sonuca giderken, Fransız mahkemelerinin kararının başvurucuların ifade özgürlüğüne bir müdahale oluşturduğu, ancak bu müdahalenin Sözleşme’nin 10. maddesini ihlal etmediği tespitinde de bulunmuştur. Mahkeme’ye göre, müdahale yasayla öngörülmüş, başkalarının haklarını koruma meşru amacı izlenmiş ve demokratik bir toplumda gerekli olduğundan müdahalenin Sözleşme’nin 10. maddesini ihlal etmesi bu olayda söz konusu değildir.

Bu davanın 10. maddeye uygulanması meselesinde Mahkeme: “(…) kar elde etme amacı olsa bile (…), taşınan mesaj ne olursa olsun internet aracılığıyla yapılan yayınların 10. maddeye uygulanacağını hatırlatmaktadır. Mahkeme ayrıca, bir websitede yayınlanan mevcut fotoğrafların (…) ifade özgürlüğüne dahil olduğunu da hatırlatmaktadır. Mahkeme mevcut fotoğrafların modayla ilgili bir websitesinde yayınlandığı ve defilelerin fotoğraflarına bedava ya da ücretli danışmanlık önerildiği; bu tarz bir satışın ifade özgürlüğünün uygulanması kapsamında olduğu ve bu eylemlerinden dolayı başvurucuların mahkûmiyetlerinin bu hakka bir müdahale oluşturduğu sonucuna varmıştır.” (§ 34).  
İfade özgürlüğü istisnalara tabi olmasına ve bu istisnaların dar yoruma tabi olması gerekliliğine rağmen Mahkeme bu yaklaşımını teyit etmiştir: “Sözleşme'nin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü (…) istisnalara tabidir; ancak bu istisnalar dar yorumlanmalı ve herhangi bir sınırlama ikna edici bir şekilde gerekçelendirilmelidir” (§ 38).

Geniş takdir marjı özelliği

Mahkeme, bu davada, Paris’deki bir moda defilesindeki ve podyumda giysileri sunan modellerin fotoğraflarının yayınlanması kamu yararından çok bir tür “ticari ifade”ye ilişkin olduğundan ulusal makamlara geniş bir takdir marjı tanınması gerektiği düşüncesindedir. Mahkeme’nin işaret ettiği gibi:  “Bu davada, tartışılan fotoğraflar ilk iki başvurucunun sahibi olduğu bir şirketin işlettiği bir websitesinde özellikle ödeme ya da ödeme karşılığı erişim sağlanarak yayınlanmıştır. Bu nedenle başvurucuların yaklaşımı öncelikle ticaridir. ” Ayrıca, eğer genelde ve özel olarak haute couture moda gösterilerinin kamuoyuna çekici gelmesi yadsınmıyorsa, başvurucuların moda fotoğraflarını kamuoyuna erişilebilir kılmakla kendilerini sınırladıkları için genel menfaate ilişkin bir tartışmanın tarafı oldukları da söylenemez” (§ 39).

Ek olarak, üye devletler Sözleşme'nin 10. maddesinde öngörülen ifade özgürlüğü ile İlk Protokolün 1. maddesinde korunan mülkiyet hakkı arasındaki çatışan hak ve menfaatleri dengeleme durumundadır. Mahkeme, 2007 tarihinde Büyük Daire’nin  Anheuser-Busch Inc. v. Portekiz sonkararına göndermede bulunarak, “başvurucuların ifade özgürlüklerine yönelik müdahalenin moda yaratıcısının haklarını korumayı amaçladığını; bu nedenle fikri mülkiyete uygulanan 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinin (…) Sözleşme ve Protokollerinde güvence altına alınan hakları koruduğunu” (§ 40) yinelemiştir.

Bu davada iki önemli unsur ulusal makamların özel bir geniş takdir marjından yararlanmasını haklı kılmaktadır. Bu unsurlar “ticari ifade” – websitesinde resimlerin yayınlanmasının niteliği ile Mahkeme’nin 10. madde ile 1 Numaralı Protokolün 1. maddesinde güvence altına alınan çatışma halindeki haklara ilişkin denge sağlama ihtiyacıdır.

Sonuç olarak, Mahkeme, Paris İstinaf Mahkemesinin başvurucuların telif hakkı sahibinin izni olmaksızın fotoğrafları dağıttıkları ve sundukları ve böylece başkalarının fikri mülkiyet haklarını ihlal ettikleri tespitine göndermede bulunmuştur: “başvurucular kasten davacıların fotoğraflarını telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın yayınlamıştır. Bu yüzden sistemin basın özgürlüğüne yönelik taahhütlerine saygı gösterilmediği olgusuna dayanarak sorumluluktan kaçamaz ve bu nedenle sahtecilikten suçludurlar. Mahkeme ulusal mahkemenin bu örneklerin moda tasarımcılarının mülkiyetinden barışçıl bir şekilde yararlanma hakkını başvurucuların ifade özgürlüğüne üstün tutarken takdir haklarını aştıklarını düşünmek için bir neden görmemektedir” (§ 42).

Son olarak Mahkeme, başvurucuların para cezası ve tazminata ilişkin yaptırımların kendilerini “maddi sıkıntıya” soktuğuna ilişkin bir kanıt sunmamalarını eleştirerek bu yaptırımların izlenen meşru amaçla orantısız olmadığına hükmetmiştir : “Bununla birlikte, Mahkeme, Hükümetin başvurucular “maddi sıkıntıya” düştüklerini iddia ediyorlarsa, mahkumiyetlerinin maddi durumlarına etkisi üzerine herhangi bir delil ortaya koymadıkları yönünde itirazda bulunduğunu gözlemlemiştir.” Mahkeme ulusal mahkemelerin gerekçelerini ve tazminata ilişkin hesaplamalarını tartışma konusu olmayan adil yargılanma güvenceleri bakımından kabul etmiştir. Mahkeme The Court  ayrıca hakkaniyete uygun olarak çelişmeli bir yargılama sonucunda ulusal mahkemelerin miktarı belirlediklerini, görüşlerini temellendirmek için davanı özel koşullarını kararlarında uygun bir şekilde gerekçelendirdiklerini not etmiştir” (§ 43).

Bu koşullarda, ulusal makamların özellikle önemli takdir marjını da dikkate alarak, Mahkeme Sözleşme'nin 10. maddesinin ihlal edilmediğine oybirliği ile karar vermiştir.
Kesin olmayan bu sonkararın orijinal metni Fransızca olarak Mahkeme’nin HUDOC arama motorundan elde edilebilir.

Hiç yorum yok: