20 Aralık 2012 Perşembe

AİHM- Ahmet Yıldırım v. Türkiye kararı: Türkiye'de internet erişiminin engellenmesine ilişkin mevzuat kusurlu


  • AİHM– Ahmet Yıldırım v. Türkiye kararı: Türkiye’de internet erişiminin engellenmesine ilişkin mevzuat ve yargı kararları hukuksuz

  • Yasaklamanın kapsamını düzenleyen katı bir hukuki çerçeve ve olası kötüye kullanımları önleyecek bir yargısal denetim güvencesi oluşturulmaksızın internet erişiminin kısıtlanması ifade özgürlüğünün ihlalini oluşturur

 18 Aralık 2012 tarihinde Mahkeme’nin 2. Dairesi, Ahmet Yıldırım v. Türkiye (3111/10) davasına ilişkin olarak Türkiye’de internet erişiminin engellenmesine dair hukuksal altyapı ile uygulamasının İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesinde öngörülen “ifade özgürlüğü”nü ihlal ettiğine ilişkin çok önemli bir karar açıkladı.

Dava, Atatürk’ün anısına hakaret suçlamasıyla ceza soruşturması yapılan başka bir internet sitesine ilişkin erişimin engellenmesi kararı nedeniyle başvurucunun da sahibi olduğu internet sitesine yer sağlayan (host) Google Sites’a erişimin toptan engellenmesi kararına ilişkindir. Bu kararın sonucu olarak, soruşturmaya konu suçlama ile ilgisi olmayan ve Google tarafından hizmet verilen diğer bütün sitelere olan erişim de engellenmiştir.


Davaya ilişkin temel olgular

Başvurucu Ahmet Yıldırım, 1983 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve İstanbul’da yaşamaktadır. Kendisi, akademik çalışmalarını ve değişik konularda görüşlerini yayınladığı Google Sites adlı şirketin yer sağlama (host) hizmeti aracılığıyla işlettiği bir web sitesinin sahibidir.

Denizli Asliye Ceza Mahkemesi, Atatürk’e hakaret ile suçlanan birinin sahibi bulunduğu [başka bir] internet sitesine erişimin engellenmesine 23 Haziran 2009 tarihinde karar vermiştir. Karar sitenin sahibine karşı yürütülen ceza soruşturması bağlamında önleyici bir tedbir olarak verilmiştir.
Engelleme kararının infazı için, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) karar gönderilmiştir. Bundan kısa bir süre sonra da TİB, sadece mevcut siteye değil, başvurucunun da sitesine erişimin engellenecek şekilde kararın kapsamının genişletilmesini talep etmiştir. TİB, sitenin sahibinin yurtdışında yaşaması nedeniyle suça konu sitenin engellenebilmesi için ellerindeki tek teknik aracın bu olduğunu ifade etmiştir.
TİB, sonuç olarak Google Sites’a bütün erişimi engellemiş ve bu nedenle başvurucunun kendi sitesine erişimi mümkün olamamıştır. Başvurucunun durumunu düzeltebilmek adına daha sonraki bütün girişimleri söz konusu mahkeme kararı nedeniyle başarısız olmuştur.

Başvurucunun Nisan 2012 tarihinde Mahkeme’ye gönderdiği mektupta, bilebildiği kadarıyla diğer sitenin sahibi olan şüphelinin yurtdışında yaşadığı için kimliği ve adresinin tespiti mümkün olmadığından soruşturmanın takipsizliğine karar verilmiş olmasına rağmen halen kendi sitesine erişiminin olmadığını belirtmiştir.

Başvurucunun şikayetleri

Başvurucu, kendisi ya da sitesiyle hiçbir bağı olmaksızın bir ceza soruşturması bağlamında verilen bir tedbir kararı yüzünden kendi internet sitesine erişiminin mümkün olmaması nedeniyle 10. maddeye (ifade özgürlüğü) dayanmıştır. Kendisi tedbirin bilgi ve fikirleri alma ve yayma özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

Başvuru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne 12 Ocak 2010 tarihinde yapılmıştır.


Mahkeme’nin kararı

10. madde

Mahkeme kararında, konuya ilişkin önceki içtihatlarında geliştirdiği genel ilkeleri ortaya koymuştur. Buna göre: Sözleşme'nin 10. maddesi “herkesin” ifade özgürlüğünü güvence altına alır ve bu güvence sadece bilginin içeriğine değil, aynı zamanda onun dağıtılma araçlarına da uygulanır.

Mahkeme, başvurucunun web sitesine erişiminin engellenmesi olgusunun Denizli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Atatürk’ün hatırasına hakaretle suçlanan başka bir site sahibine ilişkin soruşturma bağlamında verdiği karardan kaynaklandığını gözlemlemektedir. Yerel mahkeme sadece bu sitenin engellenmesine karar vermiştir. Bununla birlikte kararın infazıyla sorumlu idari merci (TİB), mahkemeden sadece suçlanan siteye değil, aynı zamanda başvurucunun sitesine de yer sağlayan Google Sites’a bütün erişimin engelleyecek bir karar vermesi talebinde bulunmuştur. Yerel mahkeme, mevcut sitenin engellenmesinin başka bir yolunun bulunmadığını da tespit ederek bir bütün olarak Google Sites’a erişimi engelleyen ikinci bir karar vermiştir.

Ne Google Sites, ne de Bay Yıldırım’ın kendi sitesi yukarıda anılan soruşturmayla ilgili olmamasına rağmen, TİB, Denizli Asliye Ceza Mahkemesi tarafından emredilen tedbiri yerine getirebilmek için diğer sitelere de erişimi teknik olarak imkânsız hale getirmiştir.   

Mahkeme, bunun geniş kapsamlı bir yasaktan ziyade internet erişimine dair bir kısıtlama olduğunu kabul etmektedir. Bununla birlikte sınırlamanın etkisinin kısıtlı olması, özellikle de internetin ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü hakkının temel araçlarından biri haline geldiği günümüzde onun önemini azaltmamaktadır. Bu yüzden mevcut tedbir, kamu makamları tarafından başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmuştur. Yasa ile öngörülmedikçe, bir ya da daha fazla meşru amaç izlenmedikçe ve bu amacı başarmak demokratik bir toplumda gerekli olmadıkça böylesi bir müdahale 10. maddenin ihlalini oluşturur.


Bir hukuk kuralı, –ihtiyaç duyduklarında, uygun hukuki yardım da alarak – bireylerin davranışlarını düzenlemek için yeterli bir kesinlikte formüle edilmesi halinde, “öngörülebilir”dir.

5651 sayılı Yasa uyarınca, eğer içeriği bir suç işlendiğinden şüphelenmek için yeterli sebep bulunmaktaysa, bir mahkeme internet üzerinde yayınlanan bir içeriğe erişimin engellenmesine karar verebilmektedir. Bununla birlikte ne Google Sites ne de Bay Yıldırım’ın sitesi mevcut davaya ilişkin mahkeme yargılamasının konusunu oluşturmuştur. Google Sites’ı bu siteye yer sağlamaktan sorumlu olduğunu tespit eden 24 Haziran 2009 tarihli karara rağmen, 5651 sayılı Yasada mahkeme tarafından emredildiği için erişimi toptan engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.  

Ayrıca yasa, Google Sites gibi bütün bir internet alan adının engellenmesine de yetki vermemektedir. Dahası, Google Sites’in yer sağladığı içeriğin yasadışı bulunduğuna dair bilgilendirilmiş olduğu ya da süren bir ceza yargılamasına tabi bir siteye ilişkin bir ihtiyati tedbire uymayı reddettiğine dair bir kanıt yoktur. Mahkeme, yasanın idari bir organa, TİB’e belirli bir site ile ilgili olarak verilmiş engelleme kararlarının uygulanmasında geniş yetkiler tanımış olduğunu gözlemlemiştir. Davadaki olgular, TİB’in ilk kısıtlama kararının kapsamının genişletilmesini talep ederken sıkıntı duymadığını göstermektedir.

Mahkeme, bir bilgi kaynağına erişimin kısıtlanmasına ilişkin bir kısıtlamanın, katı bir yasal çerçeve bir yasağın kapsamını uygun bir şekilde düzenliyor ve olası kötüye kullanmaları önlemek için yargısal denetim güvencesi sağlıyorsa, ancak o zaman Sözleşme’ye uygun olduğunu yinelemektedir. Bununla birlikte Denizli Asliye Ceza Mahkemesi Google Sites’a bütün erişimin engellenmesine karar verdiğinde, özellikle mevcut siteye erişimi engellemek için alınabilecek daha az kapsamlı bir tedbirin olup olamayacağını araştırmaksızın sadece TİB’in görüşüne göndermede bulunmuştur. Mahkeme, ayrıca Ceza Mahkemesinin, özellikle Google Sites’a bütün erişimin engellenmesinin gerekli olup olmadığını değerlendirirken, çatışma halindeki değişik menfaatlere her hangi bir ağırlık verme girişiminde bulunduğuna dair bir belirti olmadığını gözlemlemektedir. Mahkeme’ye göre, bu eksiklik Google Sites’ın toptan engellenmesinin haklı olup olmadığını incelemek konusunda mahkemelere herhangi bir yükümlülük yüklemeyen ulusal yasanın bir sonucudur. Mahkemeler, böylesi bir tedbirin çok büyük miktarda bilgiyi erişilemez kılacağını, bu nedenle internet kullanıcılarının haklarını doğrudan etkileyeceğini ve önemli bir yan etkide bulunacağını dikkate almış olmalıydılar.

Bu nedenle 5651 sayılı Yasanın 8. maddesinin uygulanmasından kaynaklanan müdahale Sözleşme’nin öngörülebilirlik şartını karşılamada başarısız olunmuştur ve demokratik bir toplumda hukuk devleti sayesinde sahip olduğu koruma başvurucuya sağlanmamıştır. Mahkeme, ayrıca ifade özgürlüğü hakkını öngören Sözleşme’nin 10. maddesinin 1. fıkrasının “sınırlara bakılmaksızın” uygulanacağına işaret etmektedir.

Mevcut tedbirin etkileri, bu nedenle keyfidir ve kötüye kullanmaları (istismarları) önlemek için erişimin engellenmesi [kararlarının] yargısal denetimi yetersiz olmuştur. Bu yüzden Sözleşme'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

Adil Tazmin (41. madde)

Mahkeme, Türkiye’nin başvurucuya manevi tazminat olarak 7.500,00 Avro ve masraf ve ücretler nedeniyle 1.000,00 Avro ödemesine hükmetmiştir.

Mahkeme’nin sadece Fransızca olarak kaleme alınan bu sonkararı henüz kesinleşmemiştir.

Hiç yorum yok: