6 Eylül 2012 Perşembe

Tek taraflı bildirim usulü


Tek taraflı bildirim usulünü düzenleyen İçtüzüğün 62A maddesi 1 Eylül 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi. Mahkeme bu yolla, yineleyen (repetitive) başvuruların Hükümetin tek taraflı bildirimleriyle sonuçlandırılarak dava yükünü hafifletmeyi umuyor.

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi önündeki bir davada, dostane çözüm usulü başarısız olmuşsa,[1] davalı Hükümet İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin ihlal edildiğini kabul ettiğine ve başvurucuya giderim sağlamayı yükümlendiğine ilişkin bir bildirimde bulunabilir. Bu tek taraflı bildirim olarak bilinmekte ve şimdi de Mahkeme İçtüzüğünün yeni 62A maddesinde düzenlenmektedir.[2]
Böylesi tek taraflı bildirimler 2007’den beri daha yaygın kullanılmaktadır. Örneğin, 2007 yılındaki 30 tek taraflı bildirimle çözümlenmiş başvuruya karşılık 2011 yılında 692 başvuru bu şekilde çözümlenmiştir. Şubat 2010 tarihinde toplanan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin geleceği hakkındaki Interlaken Konferansında, özellikle yineleyici davaların ele alınmasında tek taraflı bildirimlerin olası rolü vurgulanmıştır.
Mahkeme, şimdi bu alanda açıklık ve tutarlılık sağlamak adına uygulamasını gözden geçirmiş ve aşağıdaki ana ilkeleri tanımlamıştır.
Her tip dava tek taraflı bildirimle sonuçlandırılabilmekle birlikte, hassas ve karmaşık davalarda sunulan bildirimler ve bunların en ciddi insan haklarıyla ilgili olanları Mahkeme'nin Tahsin Acar kararında[3] oluşturduğu ölçütlerin ışığında özel bir özen ve dikkatle incelenecektir.
Tek taraflı bildirim genellikle bir dostane çözüm girişiminin başarısız olmasından sonra yapılacaktır[4] ve yargılamanın adil tazmin aşamasında da uygun olabilir.
 Bildirim (dostane çözüm için yapılan gizli müzakerelerinden farklı olarak) aleni ve çelişmeli yargılamada yapılmalıdır.
Başvurucu, özellikle Mahkeme’nin uyuşmazlığın çözüm şekli olarak neden bildirimi neden reddetmesi gerektiğini açıklayacağı, yorumlarını yapmaya davet edilecektir.
Tek taraflı bildirimin koşulları başvurucuyu tatmin ederse, dava dostane çözümde olduğu gibi düşürülecek[5] ve infazı Bakanlar Komitesi tarafından denetlenecektir.
Başvurucu başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini arzu etse bile, bunun haklılığına Mahkeme karar verecektir.[6] Mahkeme, davanın sürdürülmesinin artık haklı olmadığı sonucuna varırsa, sınırlı sayıma tabi olmayan aşağıdaki ölçütler tek taraflı bildirimle karşılanmalıdır:
·         Başvurunun ortaya koyduğu meselede yeterli yerleşik içtihadın varlığı.
·         Başvurucu bakımından,- ihlalin niteliği somut bir şekilde gösterilerek- Sözleşme'nin ihlal edildiğinin açıkça kabul edilmiş olması.
·          Mahkeme'nin adil tazmine ilişkin içtihatlarına uygun, yeterli bir tazminat.[7]
·         Uygun olması halinde, genel nitelikli üstlenimler (mevzuat ya da idari pratiğin değiştirilmesi ya da yeni bir politikanın ortaya konması vb.)
·         İnsan haklarına saygı: tek taraflı bildirim, Mahkeme’nin başvurunun incelemesinin devam edilmesinin gerekli olmadığını tespit için yeterli bir temel sağlamalı.
Mahkeme tek taraflı bildirimi kabul ederse, bunu bir düşme kararı ya da bir sonkarar ile onaylar. Eğer, mahkeme giderleri ve ücretlerin karşılanması öngörülmemişse,[8] Mahkeme İçtüzüğün 43§4. fıkrası uyarınca istisnai olarak bir miktar ödenmesine karar verebilir.
İnfaz usulü
Mahkeme'nin bir kararıyla onayladığı tek taraflı bildirimde üstlenilenlerin yerine getirilmesinin denetim yetkisi Bakanlar Komitesi’ne tanınmamıştır.[9]
Öngörülen bireysel tedbirlerin ilgili hükümet tarafından yerine getirilmemesi halinde, başvurucu başvurusunun yenilenmesi talebinde bulunabilir.
Karar, ilke olarak ve kendi başına, başvurucuyu ulusal düzeyde mevcut olabilecek herhangi bir başvuru yolunu izlemesine engelleyici bir etkiye sahip değildir.
Yakın tarihli tek taraflı bildirim örnekleri

Bekerman v. Liechtenstein, 29 Kasım 2011-( 15994/10).
Tek taraflı bildirim yargılamanın aşırı uzunluğunu ve yeterli tazminat sağlanmasını kabul etmiştir: Sözleşme'nin 37. maddesi uyarınca tek taraflı bildirimde belirtilen şikayet bakımından düşmesine karar verilmiştir.
Liptay v. Macaristan, 22 Mayıs 2012-(12144/09).
Tek taraflı bildirim yargılamanın aşırı uzunluğunu ve yeterli tazminat sağlanmasını kabul etmiştir. Söz konusu bildirim koşulları başvurucu tarafından da kabul edilmiştir: Sözleşme'nin 39. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmiştir.
Rozhin v. Rusya,  6 Aralık 2011-(50098/07).
Tek taraflı bildirim iç hukuktaki yargılamanın yenilenmesi yönünde bir yükümlenime gidilmeksizin adil yargılanma ihlalini kabul etmiştir: düşme talebinin reddine.
Megadat.com SRL v. Moldova, 17 Mayıs 2011-(21151/04).
Mahkeme’nin adil tazmin meselesini saklı tuttuktan sonra hükümetin bu meselenin çözümü için tek taraflı bildirimini kabul ettiği ilk davada,  Mahkeme, davalı Devleti, bu aşamada bir bildirimde bulunmaktan alıkoyacak bir şey bulunmadığına karar vermiştir.  





[1] Yargılamanın herhangi bir aşamasında, Mahkeme tarafların dostane çözüme yönelmesini önerebilir. Bu taraflar arasında davayı sonuçlandıracak bir anlaşmadır. Başvurucu ve ilgili Devlet anlaşmazlığı sona erdirmek için bir anlaşmaya vardıklarında, bu genellikle başvurucuya ödenecek bir tazminatla ilişkilidir. Dostane çözüm koşullarının incelenmesinden sonra ve insan haklarına saygının başvurunun ele alınmasını sürdürmeyi gerektirdiğine karar vermezse, Mahkeme, davayı düşürecektir. Anlaşma olmazsa, Mahkeme, davanın esasına ilişkin incelemesini sürdürecektir. 
[2] Bu hüküm 1 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
[3] Tashin Acar v. Türkiye (ilk itirazlar) [BD], 6 Mayıs 2003–(26307/95).
[4] Ayrıca, istisnai olarak, (yineleyen davalarda) dostane çözüm usulünün dışında. 
[5] Sözleşme'nin 39. maddesi.
[6] Sözleşme'nin 37. maddesi.
[7] Tazminata ilişkin [dostane çözüm usulünde] kullanılan ex gratia” (lütuf olarak) terimi ihlalin varlığını açık bir şekilde kabul koşulu ile bağdaşmadığı anlamına gelmektedir. Dostane çözümün başvurucu tarafından haksız bir şekilde reddedilmesi halinde, Mahkeme, geliştirmiş olduğu içtihatlarındaki skala üzerinden belirlenen temel miktarda %10 indirime gidilmesine karar verebilir.  
[8]  Ya da başvurucunun temsilci(ler)si tarafından üstlenilen çalışmayla ilgili olarak önerilen miktar yetersizse.  
[9] İnfazla ilgili olarak bildirimde süre sınırlamasına ilişkin herhangi bir belirti yoksa, Mahkeme, tazminatın ödenmesi gibi üstlenimlerin yerine getirilmesi için üç aylık bir süre verecek ve Hükümetin süresinde ödememesi halinde gecikme faizi ödemek zorunda bırakılmasına karar verecektir.  

Hiç yorum yok: