21 Haziran 2012 Perşembe

AİHM İÇTİHATLARINDA NEFRET SÖYLEMİ (Hate Speech) –I–


“... herkesin onuruna eşit oranda saygı ve hoşgörü gösterilmesi demokratik ve çoğulcu bir toplumun temelini oluşturur. Böylece, belirli bir demokratik toplumda hoşgörüsüzlük temelinde nefreti tahrik eden, teşvik eden ya da haklı gören her türlü ifadeye yaptırım uygulanması ya da önlenmesi ilkesel olarak gerekli görülebilir…”
Erbakan v. Türkiye kararı, 6 Temmuz 2006–(59405/00); §56.

Genel İlkeler

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ni kaleme alanlar aşırılıkçılığın üstesinden gelebilmek için demokratik değerler temelinde kurumsal bir çerçeve oluşturmak istemişti.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, saldırgan olduğu düşünülen ve Sözleşme’ye aykırı olan (ırkçılık, yabancı düşmanlığı, anti–Semitizm, saldırgan ulusalcılık ve azınlıklara ve göçmenlere karşı ayrımcılık dahil)[1] bir dizi ifade biçimi tanımlamıştır.
Bununla birlikte, Mahkeme, bir yandan gerçek ve ciddi aşırılıkçı tahrik tespiti ile diğer yandan başkalarını gücendirse, sarssa ya da rahatsız etse[2] bile bireylerin (gazeteci ve siyasetçiler dahil) görüşlerini özgürce ifade etme hakkı arasında bir ayrıma giderken de dikkatli davranmaktadır.

“Nefret söylemi” açıklamasının evrensel olarak kabul görmüş bir tanımı bulunmamaktadır. Mahkeme’nin içtihatlarında Sözleşme’de bireylerin ifade (10. madde) ya da gösteri ve örgütlenme özgürlüğüne (11. madde) sağlanan korumadan “nefret söylemini” ayrıştırabilmek için belirli parametreler saptanmıştır.

Mahkeme, anılan özgürlükleri nefret söyleminden korumak için Sözleşme’de bulunan iki aracı kullanmaktadır:

(a)    mevcut yorum nefret söylemi oluşturduğunda ve Sözleşme temel değerlerini inkar ettiğinde Sözleşme’nin 17. maddesini (hakların kötüye kullanılmasının önlenmesi[3]) uygulamak, ya da
(b)   Sözleşme’nin 10 ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında öngörülen sınırlama ölçütlerini uygulamak (bu yaklaşım mevcut söylem, nefret söylemi olmasına rağmen, Sözleşme’nin temel değerlerini yok etmenin uygun olmadığı durumlarda benimsenmektedir).

1- Irkçı nefret söylemi


Aksu v. Türkiye [Büyük Daire] kararı 15 Mart 2012-(4149/04 ve 41029/04)

Mustafa Aksu
Başvurucu Bay Aksu, Roman (Çingene) kökene sahiptir ve Hükümet destekli üç yayında (Romanlar hakkında bir kitap ve iki sözlük) Roman karşıtı hissiyatı yansıtan yorum ve ifadeler bulunduğunu ileri sürmüştür. 

14. madde (ayrımcılık yasağı)

Mahkeme Sözleşme’nin 14. maddesi anlamında ayrımcılığın nesnel ve makul bir haklılık bulunmaksızın görece aynı durumdaki kimselere farklı davranılması olarak anlaşılması gerektiğini vurgulamıştır. Bununla birlikte, başvurucu yayınların ayrımcı bir niyetinin ya da etkisinin bulunduğunu kanıtlayabileceği bir dava inşa etmeyi başaramamıştır. Başvurucunun davası bu nedenle farklı bir muameleye ilişkin değildi ve Mahkeme davayı salt 8. madde uyarınca incelemeye karar vermiştir.

8. madde (özel yaşama ve aile yaşamına sayfı hakkı) ihlali bulunmadığına

Mahkeme ne kitap ne de sözlüklerin Roman’lara karşı saldırgan bir dili olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme Türk makamlarının başvurucunun Roman toplumunun bir bireyi olarak özel yaşamına saygı gösterilme hakkının etkili bir şekilde korunması için 8. madde uyarınca üstlendiği sorumluluklarına uygun gerekli bütün adımları atmış olduklarına hükmetmiştir. Mahkeme, bununla birlikte,  sözlüklerde “Çingene” sözcüğünün karşılığını adlandırmak için tercih edilen “tamahkar” ifadesinin mecazi olmaktan çok “küçümseyici” ya da “aşağılayıcı” olduğundan bahsetmiştir.

Féret v. Belçika kararı, 16 Temmuz 2009–(15615/07)


Daniel Féret
Daniel Féret bir parlamenter ve Belçika’da kurulmuş bir parti olan Ulusal Cephe adlı siyasi partinin başkanıdır. Seçim kampanyası sırasında, bu parti tarafından “Belçika’nın İslamlaştırılmasına karşı çık”, “sahte entegrasyon politikasına dur” ve “Avrupalı olmayan iş arayanları evlerine gönder” sloganlarını içeren el ilanları dağıtılmıştır. Bu ilanlar dolayısıyla başvurucu ırk ayrımcılığını tahrik nedeniyle mahkum olmuş ve kamu hizmetinde bulunma ve 10 süreyle parlamenter görevden ihraç cezasına çarptırılmıştır. Başvurucu ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia etmiştir.

Mahkeme’ye göre, Bay Féret’in yorumları açıkça yabancılara karşı güvensizlik, reddetme ve hatta nefret duyguları uyandırmaya müsaittir. Kendisinin, seçim bağlamında iletilen, mesajı giderek artan bir tınıya sahip olmuş ve açıkça ırkçı nefreti tahrik etmiştir. Başvurucunun mahkumiyeti düzenin ve başkalarının, başka bir ifadeyle göçmen toplumunun haklarının korunması bakımından haklı görülmüştür. Mahkeme, 10. maddenin ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Leroy v. Fransa kararı, 2 Ekim 2008–(36109/03)


Denis Leroy
Başvurucu, karikatüristtir. Dünya Ticaret Merkezine düzenlenen saldırıyı konu alan karikatürlerinden biri 13 Eylül 2001 tarihinde Fransa’nın Bask bölgesinde çıkan bir günlük gazetede yayınlanmıştır. Başvurucu bu karikatürünün altına “Hepimiz bunu hayal etmiştik… Hamas gerçekleştirdi” ibarelerini yazmıştır. Başvurucu “terörü mazur göstermek” suçundan para cezasına çarptırılması nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği şikayetinde bulunmuştur.

Mahkeme, başvurucunun, fikri eseri yoluyla, Amerikan emperyalizminin şiddet yoluyla yıkılmasını övmüş, 11 Eylül saldırılarının faillerinin şiddetine ahlaki desteğini ifade etmiş, binlerce sivile karşı gerçekleştirilen şiddeti onaylayıcı bir tarzda yorumlamış ve mağdurların onurunu küçültmüştür. Gazetenin sınırlı sayıda dağıtılmış olmasına rağmen, Mahkeme karikatürün Bask Bölgesinde belirli bir kamuoyu tepkisini tahrik ettiğini, şiddeti başlatma kapasitesine sahip olduğunu ve kamu düzeni üzerinde gözle görülür bir etkide bulunduğunu gözlemlemiştir. Mahkeme, bu nedenlerle 10. maddenin ihlal edilmediğine hükmetmiştir.

Jersild v. Danimarka kararı 23 Eylül 1994-(15890/89)

Jens Olaf Jersild
 Bir gazeteci olan başvurucu, Jens Olaf Jersild, bir televizyon mülakatından alıntılar içeren bir belgesel yapmıştır. Kendilerine “Yeşil ceketler” adını veren bir gençlik grubunun üç üyesi ile yapılan bu mülakatlarda Danimarka’daki göçmen ve etnik gruplar hakkında küfürlü ve aşağılayıcı bir dil kullanılmıştır. Başvurucu, bu belgeselle ilgili olarak ırkçı iadelerin dağıtımına yardım ve yataklık etmekten hüküm giymiştir. Başvurucu da bunun üzerine ifade özgürlüğünün ihlal edildiği şikayetiyle İHAM’a başvurmuştur.

Mahkeme, açıkça ırkçı konuşmaları gerçekleştiren “Yeşil ceketler” mensupları ile belirli gençlik gruplarını açığa çıkarma, analiz etme ve açıklamaya ve “daha sonra büyük bir kamuoyu kaygısına zaten yol açmış olan bu meselenin belirli boyutlarıyla” baş etmeye çalışan başvurucu Bay Jersild arasında bir ayrıma gitmiştir. Bir bütün olarak belgesel ırkçı görüş ve ideallerinin propagandasını yapmayı amaçlamamakta, aksine bir sosyal mesele hakkında kamuoyunu bilgilendirmektedir. Bundan dolayı Mahkeme, 10. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir.



[1] Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “nefret söylemi” hakkında R97(20) sayılı tavsiye kararı.
[2] Handyside v. Birleşik Krallık kararı, 7 Aralık 1976–(5493/72), §49.
[3] Bu hüküm kişilerin Sözleşme’de düzenlenen herhangi bir hak ve özgürlüğün tahrip edilmesini amaçlayan eylem ya da etkinliklere katılma hakkı olarak yorumlanmasını engellemeyi amaçlamaktadır.

Hiç yorum yok: