1 Aralık 2011 Perşembe

Vicdani Redde son durum

T24 İnternet Haber Sitesinin haberine göre Savunma Bakanlığı'nın vicdani redde dair bulabildiği çözümün/çözümsüzlüğün vicdani retçiye alternatif kamu hizmeti seçeneği sunulması yerine yaşam boyu cezalandırma sarmalını kıracak tek bir ceza verilmesi olduğu anlaşılıyor.

Görünen o ki, Meclisin önüne bu tarz bir yasa taslağı getirilecek. Düzenlemenin bu şekilde çıkması halinde, AİHM'in önüne bu konuda daha çok dava geleceği ve artık netlik kazanmış yeni içtihadı (Bayatyan v. Ermenistan; Erçep v. Türkiye) uyarınca neredeyse otomatik bir şekilde ihlal kararlarının çıkması; bütün bunların sonucunda da Türkiye'nin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nde daha fazla sıkışması neredeyse kaçınılmaz görünüyor. 

Önümüzdeki yıllarda bir noktadan sonra öyle ya da böyle askerlik hizmetine vicdani retçiler bakımından bir seçenek kamu hizmeti öngören düzenleme kabul edilmek zorunda kalınacağı Mahkeme'nin Erçep kararı göz önüne alındığında kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Sorunun Hükümet ve Meclisin böyle bir yasal düzenlemeyi çıkaracak cesaretlerinin ve siyasal iradelerinin bulunmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Hükümetin yukarıda belirttiğim sürecin yaşanmasının kaçınılmazlığını öngöremediği düşünülemeyeceğine göre, ülkenin demokrasi kültürünün gelişimi bakımından neredeyse turnusol kağıdı işlevi gören vicdani redde yaklaşımın yeni Anayasa çalışmalarında olduğu gibi büyük bir hayal kırıklığı anlamına geleceği açık. Bu noktada AİHM'in Erçep kararında kullandığı mantığı bir defa daha hatırlamakta yarar var: 

"Mahkeme, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin “demokratik toplumun” ayırıcı özellikleri olduğunu vurgulamaktadır. Bireysel menfaatlerin bazen genelin menfaatlerine tabi olması gereğine rağmen,  demokrasi basitçe, çoğunluğun görüşlerinin her zaman başat olması gerektiği anlamına gelmez: azınlıktakilere adil ve uygun bir muameleyi ve baskın bir pozisyonun kötüye kullanılmasından kaçınmayı güvenceye alacak bir denge bulunması gerekir. Böylece Devlet, başvurucunun durumunda olduğu gibi, vicdani kanaatlerinin gerektirdiği gibi topluma hizmet etme fırsatı tanıyarak,  azınlık bir dini grubun üyelerinin inançlarına saygı gösterdiğinde, çoğulculuk, uyum ve istikrarın sağlanması ve toplumdaki dinsel uyum ile hoşgörünün desteklenmesi mümkün olur.
Mahkeme, Türkiye’nin yurttaşlara yükümlülük dayatan yürürlükteki zorunlu askerlik sisteminin vicdani retçiler bakımından ciddi sonuçlara yol açtığı sonucuna varmıştır: bu sistem vicdani kanaatleri nedeniyle kişilere bir istisna tanınmasına izin vermemekte ve başvurucu gibi askerlik hizmetini yapmayı reddeden kişilere ağır cezai yaptırımlara yol açmaktadır. Bu nedenle, [başvurucunun inanç özgürlüğüne yapılan]  müdahale sadece başvurucunun birden fazla ceza almasından değil, aynı zamanda alternatif bir hizmetin yokluğundan da kaynaklanmaktadır. "
(Erçep kararı, §§ 62-63. Fransızca metinden çeviren Hasan Kemal Elban)

Yorum Gönder