18 Kasım 2011 Cuma

Başvuru Hakkının Kötüye Kullanılması: Petrović v. Sırbistan kabuledilemezlik kararı


İNSAN HAKLARI AVRUPA MAHKEMESİ, ŞÜPHELİ YÜZLERCE BAŞVURU YAPAN SIRP AVUKATIN BİREYSEL BAŞVURU HAKKINI KÖTÜYE KULLANDIĞINA KARAR VERDİ


  • Petrović v. Sırbistan davasında (56551/11, 56650/11, 56669/11, 56671/11, 56692/11, 56744/11, 56826/11, 56827/11, 56831/11, 56833/11 ve 56834/11) Mahkeme, 15 Kasım 2011 tarihinde oybirliğiyle başvuruların kabuledilemez olduğuna hükmetti.
  • Kesin nitelikteki bu karara karşı başvurucunun itiraz hakkı bulunmuyor. 
  • Karar hem başvurucu hem de diğer başvurucuların temsilcisi olan bir avukatın çoğunluğu hayli şüpheli nitelikte 500’den fazla yaptığı başvuruya ilişkin olarak verilmiştir.
Olgular

Mihailo Petrović adındaki Sırp vatandaşı 1963 doğumlu başvurucu, ruhsatlı bir avukat ve Belgrad Barosu’na kayıtlıdır.

Başvurucu, AİHM’e Sırbistan aleyhine yaptığı 11 başvuruda kendisini başvurucu olarak nitelemiş, ancak yaptığı başvuruların temelini oluşturan olgular kendisinden çok başkalarıyla ilgili nitelikte olmuştur.

Dahası, aynı nitelikte Sırbistan, Hırvatistan, Slovenya, Karadağ, Bosna Hersek ve Makedonya aleyhine 400’den fazla dava açmıştır. Buna ek olarak, başvurucu başka başvurucular adına avukatları sıfatıyla 100’den fazla dava daha açmıştır.

Davaların incelenmesi sırasında, en az üç başvurunun ölmüş kişiler adına ve en az birinin yetki belgesinin ilgili kişinin ölümünden sonra düzenlendiği ortaya çıkmıştır. Bir dizi başka davaya ilişkin olarak da Mahkeme Bay Petrović’in sunduğu yetki belgelerinin doğruluğunu şüpheli bulmuştur.

Mart 2010 tarihinde Mahkeme’nin İkinci Bölümünün Başkanı, Bay Petrović’in hem halen yürüttüğü davalarda hem de gelecekte açacağı davalarda Mahkeme önünde başvurucuları temsil etmesini yasaklayan bir karar almıştır.

Kendisine yasak hakkında bilgi verilmiş olmasına rağmen, Bay Petrović bazen başvurucuların avukatı olarak bazen de kendisinin sadece hazırladığı başvuruları Mahkeme’ye sunmaya devam etmiş ve Mahkeme’nin böyle bir talebi dikkate almayacağını bildiği halde her seferinde ücretinin ödenmesini talep etmiştir.

Mahkeme İçtüzüğünün 36§4(b) ve 44D maddesine dayanarak, Mahkeme’nin Yazı İşleri Müdürlüğü Belgrat Barosuna Bay Petrović’in davranışı hakkında bilgi veren bir mektubu Aralık 2010 tarihne göndermiştir. Baro Başkanı Ocak 2011 tarihli yanıtında, Bay Petrović’in mesleki ahlak standartlarını ihlal etmiş olabileceğinden bahisle Baronun Disiplin Kurulu’nu olaydan haberdar edildiğini bildirmiştir.

Yine de halen incelenen bu 11 başvuruda, Bay Petrović Sırp Hükümetinin kendisinin başvuruları hazırlarken ve daha özel olarak ise “bu süre boyunca diğer müvekkillerini temsil edemediği için” şahsi kayıplarını karşılayacak bir giderim sağlamadığından şikayetçi olmuştur.

Mahkeme’nin kararı

Mahkeme, öncelikle başvuruların içerdiği şikâyetlerin niteliğinin yanında aynı bağlamda açılmış olmaları nedeniyle başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir.

Mahkeme, Sözleşme’nin 34. maddesinin bir bireysel başvurucunun iddia ettiği ihlalden gerçekten etkilenmiş olduğunu ya da bir ihlalden şahsen etkilenme ihtimali bulunduğuna dair makul ve ikna edici delillerle kanıtlamasını gerektirdiğini hatırlatmıştır. Mahkeme, Bay Petrović’in kendisinden çok başkalarıyla ilgili şikâyetlerinin Sözleşme ve Protokollerine pervasızca aykırılık oluşturduğu sonucuna varmıştır.

Mahkeme ayrıca Sözleşme’nin 35§3. maddesinin kendisine, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak görülecek herhangi bir başvurunun (ki bu davalarda başvurucunun davranışlarını bireysel başvuru hakkının amaçlarına açıkça aykırılık oluşturmakta ve Mahkeme’nin işlevini yerine getirmesini engellemektedir) kabuledilemez olduğuna karar verme yetkisi verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, Bay Petrović’in Mart 2010 tarihinden beri davranışları öncelikle Mahkeme önünde müvekkillerini temsil yeteneğini sınırlayan Mahkeme kararlarını zorlaştırmayı amaçladığına karar vermiştir. Dolayısıyla tutumu Mahkeme’ye saygısızlıktır ve bireysel başvuru hakkının arsızca kötüye kullanılması olarak görülmek durumundadır.

Son olarak, Mahkeme, bir dizi halinde temelsiz şikayeti ele almanın görevi olmadığını ve açıkça görev alanının dışındaki konularla ilgilenerek özellikle ciddi insan hakları meselelerinin ileri sürüldüğü pek çok mevcut davanın zarar görmesine yol açarak zamanını boşa harcama lüksü olamayacağını hatırlatmaktadır.

Mahkeme bu nedenlerle başvuruların kabuledilemez bulunduğuna oybirliğiyle karar vermiştir.

Hiç yorum yok: