13 Ekim 2011 Perşembe

Mahkeme’nin çevre haklarına ilişkin içtihadları (II)


Sanayi kirliliği
Halk sağlığına yönelik tehlike

Büyük Daire Kararı
30.11.2004

Başvurucunun gecekondusu, dört ilçe belediyesinin kullandığı bir çöp dökme alanının yakınlarında inşa edilmiştir. Çöplüğün içinde birikme yapan bir metan gazı patlaması 1993 yılının Nisan ayında meydana gelmiş ve atık yığını çöp dağının eteğinde yerleşik yaklaşık on evin üzerine çökmüştür. Evlerde yaşayan toplam 39 kişi ölmüş;  başvurucuya ait evin içinde bulunan aile üyelerinden dokuzu bu yığının altında kalarak yaşamını yitirmiştir. Başvurucu, böylesi bir patlamanın muhtemel olduğuna ilişkin olarak uzman raporlarıyla yetkililerin dikkati çekilmiş olmasın rağmen patlamaya engel olacak tedbirlerin alınmamış olmasından şikâyetçi olmuştur.  

Mahkeme, yaşam hakkını güvence altına alan 2. madde ihlali tespit etmiştir. Mahkeme’ye göre, Hükümet gecekonduların sakinlerine yaşadıkları yerdeki tehlikelere ilişkin uyarıda bulunmamıştır. Ama böyle bir uyarıda bulunmuş olsaydı bile bu insanların yaşamlarının tehlikeye girmesinden kaçınmak için gerekli pratik tedbirleri almamış olduğu için sorumluluğu devam etmiştir. Çöplüğün tutarlı bir denetim sistemi olmaksızın açılmasına ve işletilmesine izin verildiğinden, mevzuatın kusurlu olduğu kanıtlanmıştır.  Şehir planlama sistesi de benzer bir şekilde yetersiz bulunmuş ve hiç şüphesiz bu durum kazaya yol açan olaylar dizisinde önemli bir rol oynamıştır.  Mahkeme, bu olayda başvurucuya İdare Mahkemesi’nin hükmettiği tazminatın fazlasıyla yetersiz olduğuna ve bu miktarın da ödenmemiş olduğundan dolayı ayrıca mülkiyet hakkı bağlamında da etkili başvuru yolu hakkını düzenleyen 13. maddenin ihlal edildiğine de hükmetmiştir.

09.012.1994

Başvurucu deri işleyen bir tesisin gaz, duman ve koku ve bulaşıcı hastalıklar yayan sanayi çöplerinin ve atıklarının yakında yaşayan halkta sağlık sorunları yarattığından şikayetçi olmuşlardır. Özellikle, başvurucunun kızı, çocuk doktorlarına göre kirlilikten kaynaklı olarak bulantı, kusma ve anoreksiyadan muzdarip olmuştur.

Mahkeme, İspanya’nın atık işleme tesisinin sahibi olan kasabanın ekonomik refahına ilişkin menfaatler ile başvurucunun ve ailesinin evi ve özel hayatına saygı hakkından etkili bir şekilde yararlanması arasında adil bir denge kurmakta başarısız olduğundan 8. madde ihlali tespit etmiştir.

09.06.2005

Başvurucu, evinin yakınında kurulmuş bulunan büyük bir çelik fabrikasının sağlığını ve esenliğini tehlikeye attığından şikayetçi olmuştur.  Yetkililer fabrikadan uzakta başka bir konut sağlamakta da başarısız olmuşlardır.

Mahkeme, fabrikanın hemen yakınında yaşayanların yaşam koşullarının özel muameleye tabi tutulmasını gerektirmesine karşın, Devletin başvurucuya evini tehlikeli bölgeden taşımasına yardımcı olacak etkili bir çözüm sunmadığını tespit etmiştir. Fabrika, ulusal çevre standartlarını ihlal ederek işletildiği halde, Devlet sanayi kirliliğini kabuledilebilir düzeylere çekmek için ne etkili tedbirler öngörmüş ne de bunları uygulamıştır. Sözleşme’nin 8. maddesi ihlal edilmiştir.

02.11.2006

Başvurucu, evinden 30 metre uzakta bulunan “zararlı çöpler dahil, özel” bir işleme fabrikasından çıkan gazlardan şikayetçi olmuştur. Bu gazların sağlığı ve evi için tehlike oluşturduğunu iddia etmiştir.

Fabrika işletmeye alındıktan yedi yıl sonra çevresel etkileri değerlendirmek için bir çalışma başlatan Devlet görevlilerinin çevre mevzuatına uygun davranmamışlardır. Oysa fabrika işletmeye alınmadan önce bu değerlendirmenin yapılması yasal zorunluluktu. Ulusal mahkemeler fabrikanın çalışmasının çevresel koruma düzenlemelerine uygunluğu sağlayıncaya kadar askıya alınmasına karar vermiş olmalarına rağmen, idari merciler bu tesisi kapatmamıştır. Mahkeme, başvurucunun evine saygı hakkı bakımından fabrikanın yürüttüğü tehlikeli faaliyetler nedeniyle yıllarca ciddi bir şekilde zarar gördüğünü dikkate alarak, 8. maddenin ihlal edildiğine hükmetmiştir.  

19.02.1998

Başvurucular suni gübre üreten bir kimya fabrikasına yaklaşık bir kilometre uzakta yaşamaktaydılar. Fabrikanın kapanmasına yol açan bir kazayı müteakip, toksik arsenik içeren tonlarca maddenin çevreye yayılmasından dolayı akut arsenik zehirlenmesi tanısıyla bir defada 150’ye yakın kişi hastaneye kaldırılmıştır. Başvurucular, kirlilik düzeyini düşürecek pratik tedbirlerin alınmamasından ve fabrikanın işletilmesinden kaynaklanan ciddi kaza zararlarının yaşam ve fiziksel bütünlük haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuşlardır.

Mahkeme, pek çok kez çevre kirlenmesinin bireylerin esenliğini olumsuz etkileyebildiğini ve onları evlerinden yararlanmaktan alıkoyduğunu hatırlatmıştır. Başvurucular –1994’de gübre üretimi durduruluncaya kadar– kasabalarında kendileri ve aileleri yaşamaya devam ederlerse karşı karşıya kalabilecekleri tehlikeleri, özellikle de fabrikadaki kazada karşı karşıya kaldıkları tehlikeleri değerlendirebilecekleri temel bilginin kendilerine sağlanmasını beklemişlerdir. Mahkeme, İtalya’nın başvurucuların özel ve aile yaşamlarına saygı hakkının güvence altına alınmasına ilişkin sorumluluğunu yerine getirmediğinden 8. maddeyi ihlal ettiğine karar vermiştir.

10.11.2004

Başvurucular, Bergama'da siyanür liçi yöntemiyle altın çıkarılacak bir madene ilişkin iznin işletmeci şirketin kullandığı siyanür işleme yönteminin su kaynaklarını kirletmesi tehlikesinden, sağlık risklerinden ve yerel ekosistem üzerindeki yıkıcı tehlikelerinden bahsederek geri alınmasını talep etmişlerdir.

Mahkeme, altın madeninin işletilmesine ilişkin iznin yarışan farklı menfaatleri değerlendirmesinin ardından iznin verilmesinde kamu yararı bulunmadığı sonucuna varan İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olduğunu tespit etmiştir. Bununla birlikte altın madeni kararın tebliğinden itibaren sadece kapatılmasına karar verilmesi on ay almış ve bu kararın uygulanması ise dört ay sonra gerçekleşmiştir. Bu nedenle, başvurucuların yararlandığı yargısal güvencelere uygunluk amacına hizmet etmeyen gecikmenin 8. madde ihlali olduğuna karar verilmiştir. 

Hiç yorum yok: