28 Ekim 2011 Cuma

AİHM - Necdet ve Perihan Şahin v. Türkiye kararı: Yüksek Askeri İdare Mahkemesi ile Danıştay içtihatları arasındaki uyumsuzluk Sözleşme ihlali oluşturmaz



İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin (Mahkeme) Büyük Dairesi 20 Ekim 2011 tarihinde
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
Nejdet Şahin ve Perihan Şahin 
v. Türkiye (Başvuru No. 13279/05) davasında oy çokluğuyla İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin ihlal edilmediğine karar verdi. 

Dava, ek emeklilik ve malüllük aylığı taleplerine ilişkin davalarda sivil idare mahkemeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi arasındaki içtihat farklılığının Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen adil yargılanma hakkının ihlali şikayetine dayanmaktaydı. 

Davaya ilişkin temel olgular

Başvurucular, Nejdet Şahin ve Perihan Şahin'in bir ordu pilotu olarak görev yapan oğulları yardımcı pilotluk yaptığı bir görev sırasında uçağının düşmesi sonucu Mayıs 2001 tarihinde ölmüştür. Kendisi bu görev sırasında teröristlere karşı bir operasyona katılan askerleri Diyarbakır'dan Ankara'ya nakletmekteydi. 

Oğullarının ölümü üzerine, başvurucular SGK'ya 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21. maddesi uyarınca ödenebilir ek emekli maaşı için başarısız bir başvuruda bulunmuşlardır. Bunun üzerine başvurucular Ankara İdare Mahkemesi'ne SGK'nın kendilerine ek maaş ödenmesine ilişkin taleplerinin reddi işlemine karşı iptal davası açmışlardır. 

1 Nisan 2003 tarihinde Ankara İdare Mahkemesi talebin kendi görev alanı dışında kaldığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin görev alanı içinde kaldığını söylemiştir. Sonuç olarak başvurucular davalarını Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne taşımışlardır.  

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi,  devlet memurlarına ödenen en yüksek maaştan 30 kat fazla bir toplu ödemeyle birlikte aylık malullük aylığı bağlandığı tespitinde bulunarak,  10 Haziran 2004 tarihinde başvurucuların taleplerini reddetmiştir. Ayrıca, Terörle Mücadele Kanunun ek emeklilik aylığı alma hakkını doğrudan terör eylemleri sonucu yaralanan, sakat kalan ya da ölen Devlet görevlileriyle sınırladığını belirtmiştir. Sadece başvurucuların oğlunun işi dolayısıyla olaya dahil olması ek emekli maaşına hak kazanmak için yeterli olmamıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki davalarında, başvurucular, oğulları gibi aynı kazada ölen askerlerin aileleri tarafından açılmış dört sivil idare mahkemesi kararına göndermede bulunmuşlardır. Bu davalarda, mahkemeler yasanın mevcut davalarına uygulanabileceği yönünde kararlar vermişlerdir. Başvurucuların temyiz başvuruları da reddedilmiştir.

Mahkeme'nin kararının gerekçesi

Adil Yargılanma Hakkı (6 § 1. madde)

Mahkeme, önündeki mevcut davanın hiyerarşik olarak birbiriyle bağlantısız, farklı ve bağımsız tipte iki mahkeme arasındaki farklılıklara ilişkin olduğu tespitinde bulunmuştur. Aynı olayda başvurucuların oğlu gibi ölen askerlerin aileleri olağan idare mahkemelerinde ek emeklilik maaşı için davalar açmışlar ve bu mahkemeler davaları kabul etmişlerdir. Ancak aynı olaya ilişkin başvurucuların Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önündeki davaları reddedilmiştir. 

Bu iki tip mahkeme kararının çatışma içinde olup olmadığını inceleyen Mahkeme, olguların değil ama farklı yasaların uygulandığını bulgulamıştır. Bu nedenle, iki tip mahkeme tarafından birbirine taban tabana zıt sonuçlara ulaşılmıştır. 

Bununla birlikte, salt içtihatlardaki çatışma olgusu, kendi başına Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlali için yeterli değildir. 

Türkiye'de, genel yargı yetkisine sahip idare mahkemelerinin yanında özel yargı yetkisine sahip askeri idare mahkemeleri bulunmaktadır. Esas olarak birbiriyle aynı konularda ortaya çıkan davalarda birbirine paralel bu iki tip mahkeme birbiriyle çatışan yargısal kararlar vermişlerdir. Türkiye'deki gibi ortak bir yargısal hiyerarşiye tabi olmaksızın çalışan birden fazla Yüksek Mahkemenin bulunduğu bir yargısal sistemde, kararların dikey bir denetimi mekanizmasının bulunmaması kendi başına Sözleşme ihlali anlamına gelmez. 


İçtihatlarda tutarlılığı sağlamak bazı durumlarda zaman alabilir ve bu nedenle çatışan içtihatların bir dönem mevcut olmasına, yasal kesinliğe zarar vermediği sürece hoşgörü gösterilebilir. Türk Yüksek Mahkemeleri hem aynı yaklaşımı benimseyerek, hem yetki alanlarındaki sınırlara saygı göstererek ve hemde aynı hukuk alanına müdahaleden kaçınmak yoluyla aralarındaki farklılıkları çözme olanağına sahiptir. 

Mahkeme, ulusal mahkemeler önündeki hukuki çekişmelerin çözüldüğü son derece mahkemesi olmadığı gibi salt ulusal mahkeme kararlarındaki uyuşmazlıklara müdahale etmek gibi bir rolünün olmadığını vurgulamaktadır. Başvurucular bakımından kararlar Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından olması gerektiği gibi gerekçelendirilmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yorumunun keyfi, mantıksız ya da yargılamanın adilliğini etkileme ihtimalinin bulunduğu söylenemez. Ulusal mahkemelerin kararlarının uyumlu olması sorumluluğu öncelikle ulusal mahkemelere düşer ve Mahkeme tarafından yapılacak herhangi bir müdahale istisnai nitelikte olmalıdır. Başvurucuların davası böyle bir müdahaleyi gerektirmemektedir. 

Bu nedenle Mahkeme Sözleşme'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermiştir. 

Yargıçlar, Bratza, Casadevall, Vajić, Spielmann, Rozakis, Kovler ve Mijović'in ortak muhalefet şerhleri kararın ekinde incelenebilir.


Hiç yorum yok: