11 Temmuz 2011 Pazartesi

AİHM, 5233 sayılı Yasa'nın etkili olmadığına ilişkin 200'ü aşkın başvuruda kabuledilemezlik kararı verdi

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin İkinci Dairesi, dört ayrı gruptan oluşan iki yüz civarındaki başvuruya ilişkin olarak 8 Temmuz 2011 tarihinde kabuledilemezlik kararı verdiğini açıkladı. Söz konusu kararlar kesin nitelikte; başvurucuların başvurularının kabuledilebilirliğine ilişkin kararlara karşı Mahkeme'nin bir üst organına götürme hakları Sözleşme uyarınca söz konusu değil.

Merak edenler, Fransızca olarak verilen kararların geniş bir Türkçe özetini aşağıda bulabilirler:

Mahkeme'nin kabuledilemezlik kararına konu başvuruların isimleri ve başvuru numaraları Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından aşağıdaki şekilde verilmiştir: Akbayır and Others v. Turkey (application no. 30415/08), Fidanten and Others v. Turkey (no. 27501/06), Bingölbalı and 54 Others v. Turkey (nos.  18443/08 and others) and Boğuş and 91 other applications v. Turkey (nos. 54788/09 and others).

Temel olgular

1985 yılından beri Türkiye'nin güney-doğu bölgesi güvenlik güçleri ile PKK (Kürdistan İşçi Partisi - yasadışı bir örgüt) arasında silahlı çatışmalara sahne olmaktadır. [Bu süreçte] bölgedeki kırsalda yaşayanlar köylerinden kaçmış ya da güvenlik güçleri tarafından yerlerinden edilmiştir. 1990'lı yılların sonlarında bölgede durum sakinleşmeye başladığında yerinden olmuş bu nüfusun büyük bölümü güvenlik gerekçeleriyle evlerine geri dönememiştir. 

Bu olaylarla ilgili olarak, Mahkeme 2004 yılında (Doğan ve Diğerleri v. Türkiye davasında) 1 Nolu Protokolün 1. maddesi (mülkiyet hakkı) ve Sözleşme'nin 8. maddesi (aile yaşamı ve özel yaşama saygı hakkı) ve 13. maddesinin (etkili başvuru yolu hakkı) ihlal edildiğini tespit etmiştir. Bu davada adil tazmine ilişkin 2006 tarihli kararında, Mahkeme başvurucular ile Hükümetin pozisyonu arasında dikkate değer bir farklılık bulunduğunu ve tazminatı hesaplamanın zorluğunu tespit etmiştir. Ayrıca, başvurucuların manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. 

27 Temmuz 2004 tarihinde Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun (5233 sayılı Yasa) yürürlüğe girmiştir. Bu yasa geriye etkili ve terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan maddi zararlara giderim sağlamaktadır. Uzman ve hukukçulardan oluşan tazmin komisyonları uğranılan zararın niteliği ve uygun miktarını belirleme yetkisine sahiptir. Bu komisyonlar tazminata ilişkin değerlendirmelerde bulunmakta ve sulhname düzenlemektedir. Sulhname üzerinde bir anlaşmazlık halinde komisyon bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenmekte ve ilgili başvurucuya bu tutanağı tebliğ etmektedir. 

2006 tarihli bir kabuledilemezlik kararında (İçyer v. Türkiye) Mahkeme, yeni oluşturulmuş başvuru yolunu inceleyerek, bu yolun "ulaşılabilir" ve makul bir başarı şansı" sunduğuna karar vermiştir. Bu temelde bekleyen 800 başvuru kabuledilemez bulunmuştur. 

2008 tarihinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkeme kararlarının infazının denetiminden sorumlu (Sözleşme'nin 46.maddesi) organı olarak Doğan ve Diğerleri kararının infazına ilişkin nihai kararını vermiştir. Karar ışığında Türkiye tarafından alınan tedbirleri dikkate alarak Bakanlar Komitesi dava dosyasının incelemesini sona erdirmiştir.

Şikayetler ve usul


Hepsi de 5233 sayılı Yasa uyarınca oluşturulan tazmin komisyonlarına başvuruda bulunmuş olan başvurucular, mevcut yasanın uygulamasındaki değişik eksikliklerden şikayetçi olmuşlardır. 

Akbayır ve Diğerleri v. Türkiye davasında, başvurucular, esas olarak (aile yaşamı ve özel yaşama saygı hakkını düzenleyenSözleşme'nin 8. maddesi, (etkili başvuru yolu hakkını düzenleyen) 13. maddesi ve  (mülkiyet hakkını düzenleyen) 13. maddesine dayanarak, özellikle tazmin komisyonları tarafından yanlış bir şekilde değerlendirme yapılmasından kaynaklanan zararlarından ya da  taleplerinin haksız bir şekilde reddedilmesinden, ya da manevi zararları nedeniyle tazminat verilmemesinden şikayetçi olmuşlardır. 

Fidanten ve Diğerleri v. Türkiye davasında, yukarıdakiyle aynı maddeler ve aynı zamanda (adil duruşma hakkını düzenleyen) Sözleşme'nin 6§1. maddesine dayanan başvuruculara tazmin komisyonları tarafından tazminat önerilmiş ve bu kişilere tazminatları ödenmiştir. Başvurucular ödemelerdeki gecikmeden, buna karşın gecikme faizi uygulanmamasından ve manevi zararları için tazminat ödenmemesinden şikayetçi olmuşlardır. 

Bingölbalı ve 54 diğer başvuru v. Türkiye davasında, Sözleşme'nin 6§1. maddesi ile 1 Nolu Protokolün 1. maddesine dayanan başvuruculara tazminat komisyonları tarafından terörist eylemlerden etkilenmedikleri gerekçesiyle tazminat önerilmemiştir. Başvurucular, idare mahkemelerinin kendilerine adli yardım verilmesini reddettiklerinden  Mahkeme'ye ulaşma haklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmuşlardır.

Boğuş ve 91 diğer başvuru v. Türkiye davasında, başvurucular, Sözleşme'nin 6§1, 8 ve 13. maddeleri ile 1 Nolu Protokolün 1. maddesine dayanarak, idari mercilerin kendilerine yanlış bilgi vermesi nedeniyle tazminat komisyonları tarafından verilmiş olan kararlara karşı itirazda bulunabilmek için gerekli hak düşürücü süreyi kaçırdıklarından şikayetçi olmuşlardır.

Mahkeme'nin kararı

a. Akbayır ve Diğerleri v. Türkiye

Mahkeme, 5233 sayıyı Yasa uyarınca oluşturulan sistemin genel bir incelemesiyle başlıyor. Rolünün mevcut davaların altında yatan olguların tespiti ya da tazminatın hesaplanması olmadığından bu tarz bir başvuru yolunun ulusal düzeyde olmasının temel olduğuna vurgu yaptıktan ve bu tür davalarda dikkate alınan verilerin karmaşıklığının açık olduğunu not ettikten sonra, Mahkeme, 360.000 istemden 230.000'den fazlasının sonuçlandırıldığını gözlemlemiştir. Toplamda yaklaşık 1 Milyar Avro tazminat ödenmesine Temmuz 2004 tarihinden beri komisyonlar tarafından karar verilmiş ve 133.000'den fazla müracaatçıya da tazminat ödenmesi için sıra verilmiştir. Mahkeme ayrıca bu tür davalarda Türk Mahkemeleri tarafından tazminat komisyonlarının hatalı kararlarını düzeltme yetkisine sahip olduklarını gösterir kararlar bulunduğunu ve bunların esaslı bir kararlar külliyatı oluşturduğunu not etmiştir. Ayrıca, başvuruculara tazminat olarak verilen miktarların makul olduğunu da gözlemlemiştir. Mahkeme, bu nedenle tazminat komisyonlarının ve yargısal kararların devam ettiği şekliyle etkililik koşullarını karşıladığını da gözlemlemiştir. 

Bu tespitlerin ışığında, Mahkeme, farklı gruplardan başvurucular tarafından Sözleşme'nin 13. maddesi ve 1 Nolu Protokolün 1. maddesi uyarınca bu davada  sunulmuş bulunan şikayetleri ayırarak incelemiştir. 

Tazminat komisyonları tarafından önerilen tazminatları kabul eden ve manevi tazminat verilmediğinden şikayetçi olan ya da belirli tip kayıplarının yanlış bir şekilde değerlendirildiğinden şikayetçi olan başvuruculara ilişkin olarak, Mahkeme, bu başvurucuların sulhnameleri ihtirazi kayıt  öne sürmeksizin kabul ettiklerini ve işlemleri sona erdirmeyi istediklerini açıkça beyan ettiklerini gözlemlemiştir. Bu bağlamda artık şikayet hakları bulunmamaktadır. 

Komisyonların değerlendirmelerinin yanlış olduğu şikayetinde bulunan ikinci grup başvurucular bakımından, Mahkeme, bu bağlamda önlerinde etkili ve ulaşılabilir bir başvuru yolunun bulunduğunu not etmiştir (bkz., yukarıdaki paragraflar). 

Destekleyici kanıt yokluğundan talepleri reddedilmiş bulunan üçüncü grup başvuruculara ilişkin olarak, Mahkeme, görevinin bir ilk derece mahkemesi gibi hareket etmek olmadığını ve bir kere daha başvurucuların şikayetlerini etkili ve ulaşılabilir bir başvuru yolu oluşturan Türk mahkemeleri önüne götürme fırsatlarının bulunduğunu gözlemlemektedir. Bütün bu başvurular açıkça temelsiz olduğundan, Mahkeme, başvuruların Sözleşme'nin   35§§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca kabuledilemez olduğuna hükmetmiştir. 

b. Fidanten ve Diğerleri v. Türkiye 

Bu davada tazminat komisyonlarının sulhnameler yoluyla ödenmesine karar verdikleri tazminat miktarları tartışma konusu yapılmamaktadır. Bununla birlikte, başvurucular, ödemede yaşanan altı ila 15 ay arasında değişen gecikmeler nedeniyle tazminatların yıllık %7'yi bulan enflasyon nedeniyle kayba uğradığından şikayetçi olmuşlardır. 

Mahkeme, bu davalarda belirli bir özelliği dikkate almıştır: 5233 sayılı Yasa'nın kapsadığı durumların hacmi, tazminat komisyonlarına yapılan taleplerin sayısı (360.000'den fazla) ve özellikle de talepte bulunanlara 1 Milyar Avro miktarında tazminatın ödenmiş olması. Bu belirli bağlamın ve değer yitiminin miktarı ışığında [mevcut durum] "gayri makul" olarak değerlendirilemeyeceğinden, Mahkeme bu tür gecikmelerin  ya da kayıpların 1 Nolu Protokolün 1. maddesini ihlal etmediği sonucuna varmıştır. Açıkça temelsiz olduğundan, Mahkeme başvurunun kabuledilemez olduğuna hükmetmiştir. 

Yine de , süre sınırlamalarına uymamanın yaratacağı etkileri azaltacağından, Mahkeme, Türk makamlarının tazminat taleplerinin sonuçlandırılması ve ödemelerin yapılmasına ilişkin Yasa'nın kendisi tarafından öngörülmüş süre sınırlamalarına uyacak tedbirleri almalarını takdirle karşılayacağını ifade etmiştir. 

c. Bingölbalı ve 54 diğer başvuru v. Türkiye 

Bu davada, Mahkeme, (tazminat komisyonlarının kararlarına karşı itirazda bulunan) başvuruculara adli yardım verilmemesinin mevcut kurallara uygun olarak imkanlarının bulunmadığını kanıtlayacak belgeleri ya da başka bilgi gerekliliğini karşılamamış olmalarından kaynaklandığını gözlemlemektedir. Mahkeme, bu nedenlerle iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle bu başvuruları kabuledilemez bulduğuna hükmetmektedir. 

d. Boğuş ve 91 diğer başvuru v. Türkiye

Mahkeme, başvurucuların şikayet ettikleri idari hataların davalarında verilen karara herhangi bir etkisi olmadığını gözlemlemiştir. Aksine, tazmin komisyonlarının kararları taleplerini kanıtlayacak destekleyici delil yokluğu gerekçesine dayanmıştır. 

Şikayetler açıkça temelsiz olduğundan, Mahkeme bu başvuruların kabuledilemez olduğuna hükmetmiştir.

1 yorum:

Servis dedi ki...

Değerli blog yöneticisi makaleleriniz çok başarılı Beton baca olarak çok beğendik. Ekibimiz olarak sitenizin takipçisi olduk.