16 Haziran 2011 Perşembe

AİHM: Bir ceza soruşturmasıyla bağlantılı olmayan genel nitelikli arama kararları yasa dışı

Strazburg Mahkemesi 27 Mayıs 2011 tarihinde Aydemir v. Türkiye kararını (Başv.No. 17811/04) açıkladı.
Karar, Aydın Cezaevi yakınında bulunan 49 evin tünel araması için Aydın Ceza Mahkemesi tarafından verilen arama kararıyla bağlantılı olarak, Ayten Aydemir, Abdullah Aydemir ve Süleyman Aydemir adlı yurttaşların yaşam hakkı (2. md), işkence yasağı (3. md), konut mahremiyetine saygı (8. md) ile adil yargılanma (6/1. md) ve etkili başvuru (13.md) haklarının ihlali iddialarına ilişkin olarak verilmiş bulunuyor. 

Mahkeme Ayten Aydemir ve diğerleri kararında, herhangi bir suç isnadı ya da suç şüphesine dayanmaksızın verilmiş genel bir arama emrini hukuka aykırı bulmuştur.

Öte yandan, söz konusu arama emrinin icracı polislerin denetimine olanak tanıyacak ölçüde asgari bilgi içermesi ve son olarak da yasada öngörülmüş usule uygun olarak gerçekleştirilmesinin (hakim ya da muhtarın yokluğunda aramanın gerçekleştirilmesi bakımından - Eski CMUK bakımından) Sözleşme'nin 8. maddesinin aradığı asgari koşullar olduğunu bir kere daha önemle vurgulamıştır. Mahkeme, bu asgari koşulların yerine getirilmiş olduğu koşullarda bile bu aramanın bir "sosyal ihtiyaç baskısı" altında ve izlenen meşru amaçla orantılı olarak gerçekleştirilmesi şartına bağlı olduğunu ve bu yönlerden de arama kararlarının Strazburg Mahkemesi'nin denetimine tabi bulunduğunu yinelemiştir.

Dolayısıyla, ceza yargıçlarının ve uygulamayı şekillendiren polis memurlarının arama kararlarının verilmesinde ve uygulanmasında bu içtihadı dikkate almalarında yarar bulunuyor.

Kararın özeti aşağıda sunulmuştur.


Olgular

Başvurucular, Aydın E Tipi Cezaevi yakınlarında yaşayan vatandaşlardır. 2001 yılının Mart ayı ortalarında başvurucuların evleri dahil Aydın Ceza Mahkemesi Aydın E Tipi Cezaevi yakınlarındaki 49 eve ilişkin arama kararı vermiştir. Arama kararının gerekçesi cezaevinden tünelle mahkumların kaçırılmasına yardım edilmesini önlemek olarak belirtilmiştir. İzin belirlenen günde infaz edilmek üzere ve sadece bir defaya mahsus olarak verilmiştir. 15 Mart 2001 tarihinde polis memurları, jandarma desteğinde arama işlemini gerçekleşmiştir. Bu aramalar herhangi bir hakim veya muhtarın katılımı olmaksızın gerçekleştirilmiştir. 

Başvurucuların iki katlı olarak yapılmış evlerinin aranması sırasında Resul Aydemir ölmüştür.

Aydemir Ailesi'nin iddialarına göre, polis memurları Polis amirinin emri üzerine Resul'ü yakalamış ve dövmeye başlamışlardır. Resul polisin ellerinden kaçmaya çalışmış ve bir polis aracına konulmuş kardeşlerine doğru koşmaya başlamıştır. Aynı polis amirinin emri üzerine araçla çarpılmıştır. Buna karşılık, sanık polislerin ve olaya tanık olan diğer polis memurlarının ifadelerine göre, Resul, kardeşlerine yardım yapmak için elinde bir parça camla giderken, bulunduğu yere çökmüştür. 

2001-2007 tarihleri arasında ceza yargılaması yapılmıştır. İlk derece mahkemesi olarak davayı ele alan Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi, polis memurlarını, aileyi ve tanıkları dinlemiş, tanıklar yüzleştirilmiş, keşif yapılmış ve tıbbi raporlar sağlanmıştır. 16 Şubat 2005 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi polis memurlarını beraat ettirmiştir. İlk derece mahkemesi kararında tarafların doğruyu söyleyip söylemediğini belirlemenin güçlüğünü belirterek tıbbi raporlara dayanmanın uygun olduğunu; tıbbi raporların da Resul'ün dövüldüğü ya da araç çarptığına ilişkin iddiaları desteklemediği sonucuna ulaşmıştır. Şubat 2007 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

Belirlenemeyen bir tarihte, Ayten Aydemir, kocasının ölümünü ve aramanın hukuka aykırılığı gerekçesiyle tazminat için dava açmış; ancak talebi 20 Mayıs 2005 tarihinde reddedilmiştir.

Başvurucuların Şikayeti

Başvurucular, AİHM'e yaptığı başvurularında Sözleşme'nin 2 (yaşam hakkı), 3 (işkence ve kötü muamele yasağı) ve 8. (özel ve aile yaşamına saygı) maddelerine dayanarak, başvurucular arama sırasında Resul Aydemir'in ölümünün kötü muamele ve konutuna saygı hakkının ihlali olduğundan şikayet etmişlerdir. Ayrıca, özellikle Sözleşme'nin 6/1 (adil duruşma hakkı) ve 13 (etkili başvuru yolu hakkı). maddelerine dayanarak, davalarının makul sürede görülmediğini ve Türk hukukunda şikayetlerine ilişkin bir başvuru yolu bulunmadığından şikayetçi olmuşlardır.

Mahkeme'nin kararı

Sözleşme'nin 2, 3, 6/1 ve 13. maddeleri


Yaşam hakkı ve kötü muamele yasağına ilişkin şikayetlere ilişkin olarak, Mahkeme, Türk mahkemeleri çelişmeli ve uygun bir yargılamanın sonucunda polis memurlarının Resul Aydemir'in ölümünden sorumlu olmadıklarına ve kendisine karşı orantısız güç kullanılmadığını tespit etmiş olduklarından "açıkça temelsiz" olduğuna karar vermiştir. 
Aynı bulguya, yargılamanın süresi makul olduğundan, Türk hukuku uyarınca ceza yargılamasının süresi (iki aşamalı ve yaklaşık beş buçuk yıl yargılama) ve buna ilişkin başvuru yoluna ilişkin olarak da ulaşılmıştır. 

Bu nedenle, Sözleşme'nin 35. maddesinin (kabuledilebilirlik ölçütleri) uygulanmasında, Mahkeme iddiaları kabuledilemez bulduğundan bu şikayetlerin (2, 3, 6/1, 13. maddeler) esası incelenmemiştir.

Sonuç olarak, sadece konuta saygı hakkına ilişkin şikayete ilişkin kabuledilebilirlik kararı vermiştir.

Sözleşme'nin 8. maddesi

Bu mesele binanın katlarına bağlı olarak farklılık arzetmektedir.

(Muhacır ve Süleyman Aydemir tarafından kullanılan) Zemin Kat

Konuta saygı hakkına müdahale oluşturan bir aramanın gerçekleştirildiğine ilişkin bir tartışma söz konusu değildir. Sözleşme uyarınca böylesi bir aramanın kabuledilebilmesi için, her şeyden önce yasal bir temeli olmalı ve meşru bir amaç izlemelidir. Mevcut davada, mahpusların olası kaçışlarına engel olmak amacıyla verilen arama kararı eski Türk Ceza Usul Yasasına uygun olarak yerine getirildiğinden bu koşullar gerçekleşmiştir. Bununla birlikte, müdahale "bir sosyal ihtiyaç baskısı"na dayanmalı ve özellikle izlenen meşru amaçla orantılı olmalıdır.

Bu noktada, Mahkeme, Türkiye dahil Sözleşme'ye Taraf Devletlerin belirli suçlarda kanıt elde edebilmek için  ev araması gibi tedbirlere başvurmayı gerekli görebileceğini yinelemektedir. Bunun üzerine, Mahkeme, böylesi bir aramayı haklı göstermek için ileri sürülen gerekçelerin ilgili ve yeterliliği ile yukarıda belirtilen izlenen amaçla orantılılık ilkesine uygunluğu denetleyecektir.

Bununla birlikte, Mahkeme Aydemir ailesinin evinin aranması kararının bir ceza soruşturması ya da aileden birine açılmış bir ceza davası bağlamında verilmediğini not etmektedir. Başvurucuların herhangi bir suçun şüphelisi oldukları tespiti ya da iddiası bile bulunmamaktadır. Başvurucuların evinde gerçekleştirilen arama gerçekten de cezaevinin yakınındaki her evi sistematik bir şekilde etkileyen kapsamlı bir polis operasyonunun parçasıydı. 

Mahkeme, ayrıca arama kararının belirsiz bir dille kaleme alındığını not etmektedir. Tedbirin sebebi ya da aranan nesneler hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktaydı ve bu nedenle polis memurlarına geniş yetkiler verilmiştir. Ancak, bir arama emrinin, onu gerçekleştiren memurların emrin kapsamına saygı gösterip göstermediğini denetlemeye izin verecek asgari bilgi içermesi gerekir. 

Son olarak, arama bir yargıç ya da muhtarın yokluğunda gerçekleştirilmiştir.

Bu koşullarda, Muhacir ve Süleyman Aydemir'in Sözleşme'nin 8. maddesine ilişkin hakları ihlal edilmiştir.

(Ayten ve Abdullah Aydemir'in kaldıkları) 1. Kata ilişkin olarak

Bu başvurucular, özellikle Resul ve Abdullah'ın ailelerinin kaldığı birinci kata polis tarafından zorla girildiğinden şikayetçi olmuşlardır. Polis memurlarının kapılarını açmak için kırdıklarından şikayetçi olmalarına rağmen, olaylara ilişkin yeterli bir soruşturma yapılmadığını iddia etmişlerdir.

Mahkeme, gerçekten de savcının sadece polis memurlarından ifadelerini topladığını ve herhangi bir çekince koymadan bunları kabul ettiğini not etmiştir. Olguların tespiti için gerçek bir irade ortaya koyduğunu gösterecek daha ileri bir inceleme için gerekli soruları sormamıştır. Ne de ceza yargılaması bunu yapmıştır. 

Bu nedenle, Mahkeme, Ayten ve Abdullah Aydemir için, birinci kattaki müdahaleyle ilgili olarak soruşturma yetersizliği nedeniyle 8. maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.

41. Madde

Sözleşme'nin 41. maddesi (adil tazmin) uyarınca, Mahkeme, Türkiye'yi Ayten, Abdullah ve Süleyman Aydemir adlı başvuruculardan her birine 5.000 Avro ve Muhacır Aydemir'in mirasçılarına ise toplam 5.000 Avro ödenmesine hükmetmiştir. Mahkeme masrafları ve ücretler için ise 3.000 Avro ödenmesine hükmetmiştir (Kararın tam metni sadece Fransızca olarak bulunmaktadır).


Hiç yorum yok: