18 Mayıs 2011 Çarşamba

Broniowski kararından İçtüzüğün 61. maddesine : Pilot Karar Usulü

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "klon başvurular" olarak adlandırılan, Mahkeme'nin içtihadıyla bir ülkedeki yapısal ya da yaygın bir insan hakları sorununa işaret ettiği kararlar sonrasında önüne gelen çok sayıda aynı nitelikteki davalarla nasıl başa çıkacağı sorunu, çözüm bekleyen en önemli soruların başında geliyor. Mahkeme'ye çözüm anlamında yol gösteren ilk belge 12 Mayıs 2004 tarihli Bakanlar Komitesi'nin (2004)3 sayılı Kararı ile (2004)6 sayılı Tavsiye Kararı olmuştur. Bu tavsiye kararında Bakanlar Komitesi, böylesi sistematik sorunların çözümü yerinin ilgili kararın muhatabı olan ülkenin iç hukuku olduğuna vurgu yaptıktan sonra, Mahkeme'yi ulusal mercilerin bu yapısal ya da sistematik sorunu gidermeye yönelik bir iç hukuk yolu oluşturmaya zorlaması konusunda örtülü olarak yüreklendirmiştir.
Bug Nehri - Polonya

Bakanlar Komitesi'nin anılan (2004)6 sayılı tavsiye kararından hemen sonra 22 Haziran 2004 tarihinde Mahkeme, Broniowski kararı olarak bilinen ilk pilot kararını açıklamıştır. Bu karar, Polonya'nın II. Dünya Savaşı sonrasında Bug Nehri'nin doğusunda kalan topraklarını savaşın galiplerinden biri olan SSCB'ye bırakması sonucu ev ve topraklarından olan sayıları yaklaşık 80 bini bulan Polonya vatandaşının mülkiyet kayıplarını tazmin edecek bir başvuru yolunun bulunmayışına ilişkindir. Bu kararında Mahkeme, -tarihinde ilk defa- kararlarının infazını düzenleyen Sözleşme'nin 46. maddesi uyarınca sorunun nasıl çözülmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. 

Bu karar sonrasında 31 Ağustos 2004 tarihli bir kararla Mahkeme,  Polonya iç hukukunda bu sistematik sorunun çözümü için alınacak tedbirleri beklerken aynı nitelikteki başvuruların hepsinin incelenmesini ertelediğini açıklamıştır. 

Mahkeme'nin ilk pilot karar uygulaması, Mahkeme'nin önündeki işyükünü eritmenin yanında gelecekte önüne gelmesi muhtemel büyük sayıda davayla uğraşmaktan da koruma gibi bir işleve sahip olmuştur. Nihayetinde, pilot karar olarak adlandırmasa da Mahkeme benzer bir yaklaşımı Doğan ve Diğerleri v. Türkiye kararının hemen ardından İçyer v. Türkiye ile Xenides-Arestis v. Türkiye kabuledilemezlik kararıyla benimsemiştir. 

Mahkeme'nin bu yaklaşımı madalyonun öbür tarafı olan başvurucuların cephesinden yoğun eleştiriler gelmesine neden olmuştur. Bu eleştirilerin en dikkate değer olanı, Mahkeme tarafından izlenilen bu yolun kurumsal bir usuli kurallar bütününe dayanmadığı yönünde olmuştur. 

İşte bu çerçevede, Mahkeme, 14 Nolu Protokolün yürürlüğe girmesinden sonraki ilk İçtüzük değişikliğini "Pilot Karar Usulü"nü hukuki bir temele oturtarak 21 Şubat 2011 tarihinde yapmıştır.

Hala ciddi boşlukları olduğunu gözlemlediğimiz bu çabanın uygulamada nasıl bir şekil alacağını yakından gözlemlemek uygulamacılar bakımından büyük önem taşıyor. 

Mahkeme İçtüzüğüne eklenen 61. maddenin resmi olmayan Türkçe çevirisi aşağıdaki gibidir:


Madde 61[1] – Pilot-karar usulü


1. Bir başvuruya ilişkin olgular, ilgili Sözleşmeci Devlette yapısal ya da sistemik bir sorun ortaya çıkardığında ya da başka benzer işlevsizlikler ortaya çıkarmış ya da çıkarabilecek benzer başvurular olduğunda, Mahkeme bir pilot-karar usulü başlatabilir ya da pilot-karar verebilir.
2. Bir pilot-karar usulü başlatmadan önce, Mahkeme, ilk olarak taraflardan incelenen başvurudaki meselenin ilgili Sözleşmeci Devlette böylesi bir sorunun ya da işlevsizliğin varlığından kaynaklanıp kaynaklanmadığına ve bu usul uyarınca başvurunun incelenmesinin uygunluğuna ilişkin görüşlerini ister. 
Mahkeme pilot-karar usulünü resen yahut bir ya da her iki tarafın istemi üzerine başlatabilir.
Pilot-karar uygulaması için seçilen herhangi bir başvuru İçtüzüğün 41. maddesi uyarınca öncelikli olarak işlem görecektir.
3. Mahkeme pilot-kararında, hem yapısal ya da sistemik sorunun niteliğini hem de ilgili Sözleşmeci Devletin iç hukuk düzeninde hüküm fıkrasına uygun olarak alması gereken tedbirlerin tipini tespit eder.
4. Mahkeme, yukarıda 3. paragrafta belirtilen pilot-kararının hüküm fıkrasındaki tedbirlerin, alınması gerekli tedbirlerin niteliğini ve iç hukuk düzeninde giderilebileceği hızı göz önünde tutarak, belirli bir süre içinde kabul edilmesini emredebilir.
5. Bir pilot karar verildiğinde, Mahkeme, pilot kararda davalı Devlet tarafından alınması beklenen bireysel ve genel tedbirlerin tamamına ya da bir kısmına ilişkin adil tazmin sorununu saklı tutabilir.
6. Uygun olur ise, Mahkeme, pilot kararın hüküm fıkrasında öngörülen gerekli tedbirlerin kabul edilmesini bekleyen bütün benzer başvuruların incelenmesini erteleyebilir..
İlgili başvurucular, erteleme kararından uygun bir şekilde haberdar edilirler. Ayrıca davalarını etkileyen bütün ilgili gelişmelerden uygun olduğu ölçüde bilgilendirilir.
Mahkeme, düzgün bir adalet yönetiminin çıkarları gerektirdiğinde ertelenen bir başvuruyu herhangi bir zamanda inceleyebilir.
7. Pilot davanın tarafları dostane çözüm üzerinde anlaştıklarında, böylesi bir anlaşma davalı Hükümetin, diğer mevcut başvurucuların ya da muhtemel başvuruculara sağlanacak giderimin yanında pilot kararda tespit edilen genel tedbirlerin uygulamasına yönelik bir bildirimini de içerir.
8. Herhangi bir kararın aksine olarak, ilgili Sözleşmeci Devletin pilot kararın hüküm fıkrasına uygun davranmaması halinde, Mahkeme, yukarıda 6. paragraf uyarınca ertelediği başvuruların incelenmesine yeniden devam eder.
9. Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Mahkeme’nin bir Sözleşmeci Devletteki yapısal ya da sistemik sorunun varlığına dikkati çektiği herhangi başka bir kararın yanı sıra verdiği bir pilot kararı da bildirir. 
10. Pilot-karar usulünün başlatıldığına, pilot karar verildiğine ve infaz edildiklerinin yanında bu usulün sonlandırıldığına ilişkin bilgi,  Mahkeme’nin websitesinde yayınlanır.

[1]   Mahkeme tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde eklenmiştir.  



[1]   Mahkeme tarafından 21 Şubat 2011 tarihinde eklenmiştir.  

Hiç yorum yok: