29 Nisan 2011 Cuma

İzmir Konferansı öncesinde önde gelen İnsan Hakları Kuruluşları ortak bir bildiri yayınladı

İzmir, Asansör Semti

26 ve 27 Nisan 2011 tarihlerinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye Dönem Başkanlığının girişimiyle İzmir'de toplanan İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin geleceğine ilişkin Üst Düzey Konferans (İzmir Konferansı) öncesinde önde gelen uluslararası insan hakları kuruluşları ortak bir bildiri yayınladılar. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Interrights, EHRAC, Justice, Liberty, the Aire Centre ve Uluslararası Hukukçular Komisyonu (International Commission of Jurists) gibi örgütlerin katıldığı ortak açıklamada İzmir Konferansına ilişkin olarak endişelerini öne çıkardıkları hususlar aşağıdaki noktalarda toplanmış görünüyor:

ü    Mahkeme'nin bütünlüğünün ve yetkesinin korunması
Devletler, Mahkeme'nin Sözleşme uyarınca bireysel hakların korunmasındaki temel rolüne saygı göstermeli, Mahkeme'nin bağımsızlığını reformlarının önünde bir engel olarak görmemelidir. İzmir Konferansı, güçlü ve etkili bir Mahkeme yönündeki taahhütlerini teyit için bir fırsat olarak görülmelidir.
ü    Bireysel  başvuru hakkının korunması
Bireysel başvuru hakkı Sözleşme koruma sisteminin kalbidir ve Mahkeme'nin sorunlarının sebeplerinden ziyade Mahkeme'nin varlık sebebinin bir tehdit olarak görülmesi yanlıştır. Dolayısıyla mevcut ölçütler uyarınca çok büyük bir oranının (%90 civarında) kabuledilemezlik kararı verilerek elenen başvurulardan kabuledilebilir olanlarının tespit edilebilmesi için etkili, adil, tutarlı ve saydam bir şekilde taranmalıdır.
ü    Mahkeme'ye etkili olarak ulaşmanın güvence altına alınması
Örgütler, bu başlık altında başvurucuların Mahkeme'ye ulaşmalarını kısıtlama amacıyla başvuru harcının getirilmesi ya da kabuledilebilirlik ölçütlerinin yeniden düzenlenmesi ya da ilave ölçütler eklenmesi gibi önerilerin bireysel başvuru hakkına önemli ölçüde zarar vereceğini düşündüklerini belirtmişlerdir.
ü    Geçici tedbirlerin etkililiğinin korunması
Örgütler, Mahkeme'nin böylesi tedbir kararları verme yetkisin ve Devletlerin bu kararlara uymasını kısıtlayacak, engelleyecek ya da geciktirecek değişikliklere gidilmemesi gerektiğini; bunun aksi bir girişimin başvurucuların Sözleşme'deki bir ya da birden fazla temel hakkının geri dönülemez yakın bir tehlike doğuracağını vurgulamaktadır. Bu bağlamda, İzmir Deklarasyonu, geçici tedbir yoluna ihtiyacı  ulusal düzeyde esaslı bir şekilde düşürecek Sözleşme'nin etkili bir şekilde uygulanmasına ilişkin değişikliklerin potansiyelini ve önemini vurgulaması gerektiğini ortak açıklamalarında dile getirmişlerdir.
ü    Sözleşme'nin ulusal düzeyde uygulanmasının sağlanması
Devletlerin Sözleşme'de öngörülen hakları ulusal düzeyde gerçekleştirme ve böylece bireylerin Mahkeme'ye başvurma ihtiyaçlarının düşürülmesi sorumlulukları ikincillik düşüncesinin temelidir. Mahkeme'nin talepte bulunan ulusal yüksek mahkemelere Sözleşme'ye ilişkin konularda istişari mütalaada bulunma yetkisini genişletmeye yönelik olarak mevcut reform teklifi ikincillik ilkesinin gerçekleşmesi yönünde bir katkı olarak değerlendirilmelidir. Devletler, bunun yerine, Sözleşme'nin yorumlanması ve uygulanmasına ilişkin olarak Mahkeme üzerinde uygunsuz baskılarına mazeret olarak ikincillik ilkesini kullanamamalıdır.

Hiç yorum yok: